27 Aralık 2012 Perşembe

Christian Louboutin Fall/Winter 2012: Konumuz Yasak İhlali

Merhaba gönül dostları. 
Yine aylardır bir türlü bitirmeyi başaramadığım bir koleksiyonla daha karşınızda olmanın hafif gururlu fakat çokça utançlı durumu içerisindeyim. Hatta Spring/Summer 2013'nin de görücüye çıktığını ve bu postun katmerli geciktiği gerçeğiyle de yüzleştim. (Fonda Kayahan: Atın beni denizlere tıırıınım)

Az önce Demir-Çelik Metalurjisi sınavından çıktım. Çelik üretiminden, indüksiyondan, cüruf köpürtülürse ne olurdan bahsettim. Şimdi de Christian Louboutin'ı eleştireceğim. Evet sevgili okur; Gizem Tokay olarak hayata devam etmek oldukça enteresan............... 
Hazırsak başlıyorum;



  • Nispeten güzel modellerden başlayayım istiyorum her zamanki gibi. Sonra sıçış kısmını irdeler, kapanışta da yine "güzeller içinden bir seni seçtim" diye türkü yakarım. Col Zippe adı verilmiş bu pabucumuz benim gözüme hoş gözüktü. Ucu açık pabuç hep tehlikeli ama artık ona da laf söylersem iyice mendebur olacağım. Adım çıktı bu Louboutin yüzünden ya alçak adam. Neyse, 120 mm topuğa sahip pabucumuzun fiyatı € 795.
  • Nispeten güzel değil onun bir kademe altı olan Mrs Baba isimli pabucun burnu çirkin. Sivri burunlu kokoş hatunlara benziyor. Yanındaki de gül mü bir şey mi nedir ya? Yazdıkça gözüme batar oldu bak görüyor musun? Topuk 100 mm, fiyat € 925. Kuruş vermem. 
  • Al sana burun ya. Hokka gibi. Ayakkabı dediğin böyle olacak. Bir renk atraksiyonları bir şeritler. Aman da aman. Alın da giyeyim be şdsklfşldsfkl. Arnoeud Veau Velours isimli pabuç olmuş. Sırf benim bunum yok diye bok atacak değilim. Topuğu 100  mm. Kaç para bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum..............................................
  • Bu tip sık sık şeritli pabucu hangi marka yapsa beğeneni çıkar. Püsür götlü, zora gelemeyen firmaların kurtarıcı modeli olan bu pabuca Christian'cığım Developpa demiş, 100 mm  topuk yapmış ve "€ 875 veren bunu alır" demiş. Aman bize nasip olur inşallah..



  • Gelelim gudubetten 1 adım öncesi modellerine. Miss Zorra diye başlayan ve adının devamını yazmaya üşendiğim pabuç olmasa da olurmuş. Haksız mıyım? Bu rengi de pek severim ama. Fakat dürüst olmak gerekirse kendisinin hiçbir albenisi yok. Bu 3'lüyü aylar önce yan yana getirmiştim. Şimdi olsa uğraşmazdım sevgili okurcum. Yalan yok..
  • Bu sezonun en belirgin tarafı birkaç rengin birarada kullanılması olmuş ki Citoyenne de bundan nasibini almış. Burnu şahsımdan geçer not alan pabucumuzun çapraz şeritleri de gayet hoş. Zaten ayakkabı tasarımcısı mısın ve kaçış yolu mu arıyorsun? Koy 2 ince şerit sağlı sollu. Bitti gitti. 100 mm topuğa sahip ve kendisine biçilen fiyat 495 pound. Bye.
  • Eh Christian. Eh kırmızı tabanına, ayak, ayakkabı, topuk, ayakla parmak başlangıcı çizgileri fetişikliğine yandımın deyyusu bu ne? BUNU GÖREN LOHUSANIN SÜTÜ KESİLDİ. Bu günahın hesabını artık nasıl verirsin bilmiyorum. Anita isimli gudubetten bahsetmek istemiyorum. Ayrıca bu ayakkabıya € 850 verenin poposunda çıban çıkar umarım.


  • Buyrun cenaze namazına. Lady GaGa'nın Bad Romance'te giydiği rahmetli Alexander McQueen imzalı pabuçlara benzememiş mi ya bu Survie? Sen git YSL'e kırmızı taban yüzünden dava aç, sonra ölmüş adamın tasarımlarından arak et. Yakışmadı...................................... 
  • Diplonana balık pulu gibi haliyle çok beğenimi kazandı. Bir gudubet bir güzel model görmekten şu an aptala döndüm. Kulaklarım von von ötüyor. 120 mm topuğuyla pek şık, pek zarif. Seni bana yazmışlar diyor, diğer pabuca geçiyorum.
  • Bakın, Manon da 120 mm topuğa sahip ama Diplonana'daki zerafet yok. Neden? Çünkü topuğu kalın. Hele o atkı detayları. Deliye osur demişsin sıçmış. 
  • Christian Louboutin'in ünlü bir pabucu vardır, BİLEN BİLİR. Dafodille... 160 mm topuk, 60 mm de platformu vardır. Equestria da aynı mantık. İşte Dafodille'yi uzat yukarı doğru, oldu sana Equestria. Ama enteresan bir biçimde bu kalın tabanı kaba durmuyor. Sanırım bot olduğundan. Tam topuk kısmı ise metal. Uu beybi ^_^


  • Marychal Pony, tam da isiminin hakkını veriyor. Yakından baktım at kılı gibi bir dokusu var dsşlfkdsşlfkds. (Hayvanseverler tarafından linç edilmeden önce, Sakarya 2012). 100 mm topuğu olan pabucumuz "eh fena değil" rozetini benden aldı. 
  • Shameless Veau Velours isimli çirkini sırf Equestria'la karşılaştırma yapabileyim diye buralara taşıdım. O ne kadar da hoştu. Topuğunu taşımayı biliyordu. Ve sonra korkunç büyücü Shameless Veau Velours vardı, o kötüydü... 160 mm topuk, 60 mm platformla adeta "at beni kafalar yarayım". Diyor. Olmamış. Öndeki açıklık falan ay.... [Insert: Uzun hava]
  • Gelelim Christian Louboutin'in bunca berbat pabuçtan sonra gönlümü almak için piyasaya çıkardığını düşündüğüm pabuçlardan birisi olan Dugueclina isimli yeme. 100 mm topuğa sahip bu pabucu ben çok beğendim. Bir çay içmek istiyorum..............................



  • Gelelim "Bunlara laf söyletmem" kısmındaki imtiyazlılarıma. Aborina zilyon çeşit rengi olan, derisi bilmemnesi de mevcut, taş gibi bir pabuç. 150 mm topuk, 50 mm platformu bu model de götürmüş. Buradan sür Christian zililililililililililili.
  • Fall / Winter 2012 de en beğendiğim pabuç kesinlikle Bandra. 140 mm topuk, 40 mm platform  Christian Louboutin'ın nadir kullandığı ölçüler. Sanırım iyi pabuçlar için bu ölçüleri saklıyor. Tamam ya ben öyle olduğunu düşünmek istiyorum ne var? Aborina gibi Bandra'nın da birçok rengi mevcut. Herhangi biri kabulüm diyor ve fona "Bandra bandra ye beni hiç doyamazsın tadıma"yı iliştiriyorum.
  • Sanırım her sağlıklı kadın gibi ne kurdeleden ne de satenden asla vazgeçemeyeceğim. En iyisi durumu kabul ediyormuş gibi yapmak. 100 mm topuğa sahip soldan 3. sağdan 2. Vampanodo platformsuz bir model. Çoğu zaman bana sanki yere basıyormuş hissi veriyor bu tip pabuçlar ama Vampanodo da vampanodo hani (bu ne demekse). Alıyorum.....
  • Vampanodo platforma bürününce daha bir şık olmamış mı gönül dostları? Biraz daha yükselmiş, hala şık, hala çekici. Papatya gibi beyaz ve ince. Yine üzerine hikaye yazdığım 140 mm topuk - 40 mm platform olayı burada da karşımıza çıkıyor. Hikayemi artık kabullenelim bence..



I.  Çizmeleri atlamak istemedim ama onlar da zilyon taneymiş. Aralardan seçmece ettim yüksek müsadenizle. Interlopa da Dafodille çıkışlı bir model. Fakat arkasında püsküllerle gayet KİŞNİYOR. Yoksa çok hoş çizme, Allah'ı var.

II. Bandita, tıpkı Interlopa gibi. Menşei belli. Fakat kendisi tam bir stripper shoe. Hayır böyle pabucun içine çorap giymeden olmaz, ayyy kokar bu .s.s File çorap giysen misal, tam striptizci olayını tamamlarsın. Nasıl sakat ayakkabı bildiğin gibi değil. Neyse kalsın ben başka yerlere de bakayım, karar veremezsem tekrar gelirim. Kolay gelsiiiiiğn.

III. Zepita Fur isimli bu yaratık benim için Chewbacca'dır. Nokta bitti. Arkadaş ugg'ınızı evde giyin dedik, güzellikle söyledik. İyice azdınız ugg'ın tüylü tozluk geçirilmiş mutasyonlu modellerini giyer oldunuz. Christian Louboutin bu durur mu, hemen karıya kıza yaranayım diye basmış tüyü, dolamış kürkü. Bu ne ya? Louboutin diyince akla kırmızı taban, ince topuk ve zerafet gelmeli. Yazıklar olsun. Diyecek lafım kalmadı. Sözün bittiği yerdeyiz...............................

IV. Dartata, Mahmutpaşa Pazarı'ndan fırlama bir model gibi adeta. Sevgili okur, iyi bak. Bu çizmeden daha ucuz görünümlü ama çok pahalı bir pabuç daha göremezsin hayatının geri kalanında. Çok yazık.

V. Gönlümün kaydığı gereksiz zalımlar, hayınlar gibisi Pigalle Botta Strass................ "Aman bu ne be taşlı tuşlu" desem de "Olsa giymez misin?" * deseniz, giyerim derim............... 

VI. Beatriche Flat, son zamanların popi çizmelerine benziyor. Hani kısmen daha kısa, diz arkasına gelen kısmında bir ip, bir urgan bir fiyonkla bağlanan modeller var ya. İşte onlara benziyor. ONLARDAN DA AYRI NEFRET EDİYORUM. Bu da "lütfen" bir model olarak tarihin tozlu sayfalarına karışsın mademse.

VII. Zepita adeta gencecik bir kız. Adeta bir yavru ceylan. Dolgu topuğa karşı 2,3 hatta 4 kez düşünürüm ama bunu görmem yetti ^_^




Yemin ediyorum şu kreasyonun kataloğunu yapanlar ben kadar uğraşmamışlardır. Arkadaş bereket Tanrılar'ıyla mı cima etmişler ne olmuş? Yaz yaz bitmedi modeller tükenmedi. Geçici kör oldum şu an ezberden yazıyorum. Hatam olursa affola.

Hemen özet geçiyorum: Topuk kısmı tüylü modellerin genel adı Crazy Fur olup zilyon reng çeşidi ile salınmakta. Tüylü terliklerin ayakkabı olmuş versiyonları gibiler. Christian'cığım yine fanteziden fanteziye koşmuş anlayacağımız..

Leopar desenli (Aeronotoc) ve masa örtüsü kıvamındaki pabucun tip olarak aynı desen olarak farklıları yukarılarda bir yerlerde mevcut. Yorgunlukla ve tabi ki geçici körlükle böyle bir yamuklu çaprazlı görsel hazırladım. Farklılık için de onları koydum. En azından dürüstüm.

Mavi erkek pabucu ise tam bir sonradan görme rap'çi şldfksdşlkfs. Altın rengi zincirler falan. Tamam Christian'cım tüm kadınlar (güzel ayaklar) senin. Ne olur görgüsüz adamları rezil etmekten artık vazgeç. Rakip azaltacağım derken milleti rezil ettin deyyus şldskfsşdlksşdl. Adını da Roy Calf koymuş. Bilinsin yani.

Görselin merkezindeki Zigouwi Calf (kahverengi) ve hemen solundaki şeffaflı pvc'li Epoca sizi bilmem ama benim beğenimi kazandı. Yani görselde rastgele bulunmayan pabuçlar onlar. 

Yaradan bir kapıyı kapattı, bir kapıyı açtı bu çizme için. Boş kalan yere de çizmelerin yanına sığdıramayıp elediğim, ama burada yine hayat bulan Pouliche isimli yine KİŞNEMEKTE OLAN çizmeyi koydum. Bu demek oluyor ki her zaman bir umut vardır çocuklar, her zaman.

Sadece görsellere bakmayıp yazıları da okursunuz belki. Bunun için de bir umut var. Pek yakında Spring / Summer 2013'i de yazacağım ve söz veriyorum bu kadar uzun olmayacak. 
Stay tuned \m/

12 Eylül 2012 Çarşamba

Christian Louboutin 20th Anniversary "Capsule Collection"

"Christian Louboutin 20th Anniversary Capsule Collection" Şubat 2012'de kariyerinin 20. yılını geride bırakan Louboutin'in 20. yıl sebebiyle hazırlandığı, tarafımca aylar önde editlenmeye başlanıp hiçbir zaman bitirilip blogta yerini alamamış koleksiyon. 

Şimdi efendim, Christian Louboutin etiketini de takip ederseniz yeni koleksiyon çıktıkça zaten blogumu süslüyordiğini göreceksiniz.. Fakat bu 'ara' koleksiyonu bloga taşıma işini ertelerken ertelerken bir de baktım web sitesinden bile kaldırmışlar. 

Bir insan evladı neden hazır koleksiyonu web sitesinden kaldırır ya? İnternet internet olalı böyle saçmalık görmedi. Neyse Christian'ı severiz Louboutin'den ötürü diyor, pabuçlara geçiyorum:



"Neuron" isimli  bu model, koleksiyonun en şıkları arasında. Ne ibretler var görmediyseniz onları da göstereceğim tabi de, küt diye de önünüze atmak olmazdı. Epey bir tutulmuş olacak ki şu an online satışta Neuron yok. Yine tüketmiş hepsini namussuz kevaşeler.







  • "Sea.nn Girl" 100mm topuğa sahip bir çizme -hadi be-. Ve sanırım bunu giyen hanımların boyu 3 metre. Çizmenin fiyatı ise $US 3795
  • "Highness Tina" 160 mm topuğa sahip ve fazlasıyla Change of the Guard'ı andırıyor. Bana kalırsa saçma sapan bir model. Siyah rengi de mevcut olup fiyatı ise $US 2295
  • "Alta Dentelle" 120 mm topuğa sahip. ŞIKLIK KUMKUMASI    Pek zarif, pek şık..  Highness Tina gibi platforma sahip olsa bile şıklığını kaybetmezmiş. Fiyatı: $US 1395
  • "Rose Du Desert" görüldüğü üzere topuksuz. Roma döneminden fırlamayı pek seven hatunlar için biçilmiş kaftan. Böyle sandaletler yüzünden kusmuştuk, sen bir de çizmemsi tuhaf bir hale çevirdin ya bunu Louboutin.. Valla dayaklıksın. Bu paçavraya biçilen fiyat: $US 2795. KURUŞ VERMEM.


100 mm topuğa sahip "Unzip" de koleksiyonun şık kısmından nasiplenen bir pabuç. Bu haliyle gayet iyi ama çok abartılı olmamak koşuluyla platformu da kaldırabilecekmiş gibi durmuyor değil. Fiyatı: $US 1595




  • Damla dekolteli (o ne be) "Lola Montes" benim diyen insanı fanteziden fanteziye sürükler gibime geliyor. Kırmızısı, mavisi ve başka renkleri de google görsellerde mevcut. Bakınız.
  • Sarı renkli gudubet "Pensee"e çiçek kondursan ne olur kondurmasan ne olur? Koleksiyonun en yalap şap modeli. 120 mm topuğa, $US 895 gibi bir fiyata sahip.
  • Gelelim sağ alt köşedeki 160 mm topuğa sahip "Isolde" fiyatıyla ağlatıyor. Tam tamına  $US 3995. Beleş verilse giyilir mi, giyilir. Fakat ben 3 para bile vermem bu modele.
  • Daf Booty'i birtakım boyalar kullanılmış, sol alt köşeye yerleştirilmiş (-miş ne yahu ben koydum dslfkjsdklf) "Daf Booty Tag" denmiş. 160 mm topuğa sahip bu modelin fiyatı ise $US 1995.
  • Koleksiyonun şık modellerinden bir tanesi de "Lady Gres" fotoğrafın tam merkezinde salınmakta. Zilyon tane rengi mevcut olan Jenny de online satışta şu an mevcut değil.



  • Çirkinlerden devam. Altın sarısı topuğuyla utanmadan tasarlanmış "Bois Doré" ilk bakışta gayet klasik bir modelmiş gibi gözüküyor. Ama o topuk da Osmanlı saray sütünu terk. Seni tasarlayanın elleri kırılsın.
  • Christian Louboutin'in olayı topukken hangi akla hizmet gudubet gudubet babetleri de piyasaya çıkarırlar İNANAMIYORUM. "Şık, zarif, seksi olmak kolay değil giyemeyen almasın bıdı bıdı" diyen Christian'cığım hayırdır? İşler mi kesat? Bunun dışında ayakkabım olmasa dahi bunu giymem şap şap yalın ayak yürürüm. Manolo Blahnik terk burnundan bahsetmiyorum bile. "Pigalove Flat"in fiyatı $ 1595 (yuh)
  • Ayakkabıda şeffaf bant kullanmayı hangi densiz düşünür, düşünmeyi bırakın uygular ki? Bir de fiyonk koymuşlar üstüne. Bu 4'lüde "kötünün iyisi" ünvanını alan 100 mm topuk yüksekliğine sahip "Bow Bow Bow"un fiyatı $ 1195.
  • "Icone A Clous" en az Bow Bow Bow kadar yalap şap bir tasarımın ürünü. Şeffaf atkılar, onun üzerindeki metal zımbırtılarla tam bir paçoz. Oyuncakçılarda Barbie terliği diye satılan tabanı plastik, üstü şimdi yumuşak saydam yüzeye sahip uyduruk çocuk oyuncaklarının büyükler için olanı. Yüksekliği 100 mm ve fiyatı $ 995.

  • Ben "Puluminette"i beğendim ya. Ponponları falan belki biraz abartı ama ne bileyim yakışmış kerataya. Tamam ya belki o tüyler biraz saçma ama olsun. Onları da görmeyiveririz. 120 mm topuğa sahip olan pabucun fiyatı $ 2450.
  • Sezon sezon Christian Louboutin koleksiyonları yazdım, kırmızı kurdeleli köylü güzeli tipli pabuçtan daha ucuz bir modele rastlamadım. Bu ne rezillik? 140 mm dolgu topuğa sahip köylü güzelimiz "Isabella" ise $ 695. Alaçatı pazarında 30 liraya satıldı bunlar hep İNANILIR GİBİ DEĞİL. 
  • "Troisronds" ise bu koleksiyonun en güzellerinden. Halka halka tasarlanmış atkıları, incecik yapısıyla bileğe dolanan kısmı.. Çok şahane. 140 mm yüksekliğe sahip bu pabucun fiyatı $ 1595. HELAL ETTİM GİTTİ.




"Armadillo Bride" koleksiyonun en beğendiğim üyesi. Özellikle Siyah-Beyaz ve Kırmızı-Mor olan modelleri bal gibi şeker gibi    Her ne kadar alışılmış Christian Louboutin uçukluğunu taşımasa da çok şık. Gördün mü Christian'cığım, abuk abuk tüyleri kürkleri koymadan da çok şahane ayakkabılar ortaya çıkartabiliyorsun. Yok ya, bu adam kesin birkaç tasarımcı aldı ve tasarımcılar kendi aralarında kakışırken ya muhteşem ya da berbat tasarımlar görür olduk. 120 mm topuğa sahip pabucun fiyatı $ 1195. 
6 Şubat 2012'den bu yana bu postu düzenliyorum. Nasıl bir cünupluk varsa 7 aydır bitiremedim. 
Afiyet olsun.

6 Haziran 2012 Çarşamba

Kilo Almak İsteyenlere Tavsiyeler


Tecrübeli kilo alıcı tarafımı yaklaşık 4 ay önce bıraktım ve haliyele yağsız - tuzsuz - şekersiz yiyeceklerle hayatımı sürdürür oldum. Yiyemiyorsam yazamayacağım anlamına gelmez diyor ve kilo alamayan sıska, cılız, kerkenez insanlara yılların bana verdiği tecrübelere dayanarak iki çift laf etmek istiyorum şdfklşldkfaşlfkd. Şaka takılıyorum alınmıyorsunuz di mi?
Neyse. Hazırsak başlıyorum.
  1. Önce bir doktora görünmekte fayda var. Kan tahlili cart tahlili curt tahlili yapsınlar. Hormonlarınıza bir baksınlar. Zaten buralarda varsa bir bozukluk, kamyonla yeseniz yine kilo alamazmışsınız (doktorun yalancısyım).
  2. İstenilen kiloya pat diye ulaşılmaz. Kiloyu da çabuk alırsan, çabuk verirsin. "Ben mezuniyette takım elbise giyecem gerisi mühim değil" diyorsan bilemem tabi paşam.
  3. Şok diyetle kilo vermek ne kadar mantıksızsa "günde 3 öğün hamburger, 4 öğün pizza yerim bal gibi de kilo alırım" düşüncesi eşekliktir annem. Yapma. Kiloyu sağlıksız alma. Bu kadar yağa yüklenirsen her yerinde sivilce çıkar ki bu en iyi ihtimal. Kendini durduk yere hasta edersin. Bunun şekeri var tansiyonu var aman..
  4. Adam gibi kahvaltı edin. 4 poğaça 1 kutu kola size ancak göbek hediye eder. Sonra ağlamayın.
  5. Yemek ayırmayın. Kilo almak isteyen adamın böyle bir lüksü mü olur ayol?
  6. Öğün atlamayın. "Kahvaltıyı geçiştireyim, öğlen 2 porsiyon kebap yerim bir de üstüne künefe" demeyin. Bu iş böyle olmaz. Biz bu kiloları böyle almadık ;) (Biz kimsek artık..)
  7. Kilo vermek isteyenlerin yediklerini + pizzaları, hamburgerleri, kebapları yiyeceksiniz. Ama denklemin ilk kısmını hiç yapmıyorsunuz. Yani demem o ki sebze de yemek lazım. Yoğurt yemek lazım. Hababam kola olmaz arada bir süt içmek lazım. Kilo vermek isteyen nasıl light süt içiyorsa sen de normal sütün içine bir kaşık bal koy iç. Böyle söyleyince hep aynı şeyleri işitir gibi oluyorsun ama icraat var mı acaba? Lütfen..
  8. Spor şart. Kilo vermeye çalışanlardan daha farklı bir program izleneceği kesin. Bundan sonrasını çalıştırıcınızla konuşacaksınız.
  9. Protein tozlarına güvenen erkekler güvenmeye devam edebilirsiniz elbet lakin bir tek buraya bel bağlamayınız. Çeşitli yan etkileri mevcuttur ki bazısı epey rahatsız edici gibi. Mesela >> bu, Mesela >> şu. Yağ ve lifli gıda alımın azaltıldığında ise kabız yaptığı yine duyumlarım arasında. Aman dikkat bu işin lavmana kadar yolu var..
  10. Protein şart, vücudu diriltmek için daha da şart. Düşünün ki rejimde olan bir kişiye bile günde 2 yumurta (elbette yağsız) yemesi önerilirken kilo almaya çalışan insanın yumurta yemeden günü kapatması, yaptığı hataların en büyüğü olur. Hem sizde yağsız yeme şartı da yok Tabi yine de abartıp tereyağına bulamayın nimeti.
  11. Canınızın istemediği halde sırf kalorisi yüksek diye abur cubur yemeyin. Halihazırda yiyorsanız biraz azaltmaya bakın. Midenizi sapla samanla doldurmayın. İşe yarayacak olan yiyeceklere yer kalsın zavallıda.
  12. Kıtlıktan çıkmış gibi yemeyin. Tıkanırsınız. Zorla da ne kadar yiyeceksiniz? İstikrar şart. Hafta içi yediklerine dikkat edip haftasonu kendine küçük sürprizler hazırlayan kişilerin fazla kilolarından kurtulamadıklarını garanti ederim. Şimdi bunu kendinize uyarlayın. Ne diyorduk? İstikrar.
  13. Kilo almak uğruna yatgebere girişmeyin. Eğer alışıksanız diyecek bir şeyim yok ama belli bir yaştan sonra sıkıntı olabilir. 
  14. Meyve sevmiyorsanız zevk almaya bakın. Sos ve kuruyemişle kızgın kumlardan serin sulara atlayın. Sos: Çikolata sosu, bal, reçel, marmelat vs.. Kuruyemiş: Ceviz, badem, fındık, fıstık.. Örnek 1; Muzu ve portakalı dilimleyin, dilimlerin üstüne dilediğinizce bal dökün. Balın üzerine yine dilediğinizce ceviz ekleyin. Örnek 2; Muzları ve çilekleri dilimleyin. Üzerine çikolata sosu ya da eritilmiş çikolata koyun. Biraz da antep fıstığı ekleyin. Zifafa hazırsınız..
  15. Rejim yapanların keslikle uzak durması gereken patates, muz, mısır, havuç sizlerin belli ki tüketmesi gereken şeyler. E yiyin o zaman :/
Sürekli "çok zayıfım, kilo alamıyorum bıdı bıdı" diyenler bu yazıdan sorumlusunuz. Gözüm üzerinizde. Kilo alamazsanız adınızı FINDIK FISTIK YEMEĞİ BİLE BECEREMEYEN İNSAN'a çıkarırım. Bilesiniz şdsfksşldfkdsşl.

10 Ocak 2012 Salı

"Ne, Oje Mi?" Vol.4 ~ Şimdi Reklamlar II

Oje etiketinin 4. bölümüne hoşgeldiniz.
Size 2. bölümdeki  "Ne, Oje Mi?" Vol.2 ~ Şimdi Reklamlar'ın devamı yaptım.
Tumblr kızları pek yaratıcılar yoksa devam niteliğinde oje postu yapacak insan değilim inanın sdşlkfsşlfk.

Markalardan, oyunlardan, filmlerden, dizilerden ilham alan Tumblr kızları bakınız neler yapmışlar;


The Beatles, benim aman aman dinlediğim pek çok bayıldığım bir topluluk değil, baştan söyleyeyim.
Fakat nail art konusunda inanılmaz bir dayanışma içerisinde The Beatles dinleyicisi hanımlar. Görünce ben de şaşırdım. Ayrıca sağdaki çıkartma değilse -oha- büyük emek var.



Nail art konusunda başarılı diğer güruh ise El Clasico'cu hanımlar.
Real Madrid nail art da (ki lame oje sevmem), Barcelona da gayet güzel olmuş.
Başarılarının devamını diliyorum dfşlksdşfklşds.



Adidas nail art'ı pek çok kez gördüm, sırf bu yüzden koydum. Yoksa pek beğenmedim açıkçası dsfghjkjhgf.
Fakat Nutellalı olan şahane değilse ne?
Fikre "Like".



Batman konulu olan tırnaklarda baya bildiğin ince iş var. Bi' dünya renk var. İlla bir kalıptan ne bileyim şablondan yararlanılmıştır ama sonuç güzel. Tek hoşuma gitmeyen yuvarlak tırnaklar.
Tırnak dediğin soldaki gibi olmalı. Glee'li olanda ise L harfinde ince bir parmak detayı var, dikkatten kaçmasın.



Geldik favorilerime.
Diğerlerine göre yapılışı gayet basit. Pokemon da Pac-Man de nefisler nefisi olmuş.
Pac-Man'li ablanın el kremine ihtiyacı var, bunun dışında her şey süper lşgkşslkfdfiakgdsi.



Bu capsten anladıklarımız:

- Ojeyi göstermek için dairesel bir cisim (bilezik, büyük halka küpe vs.) tutmak, ojeyi pençelerini çıkarmış gibi göstermekten çok çok çok  daha başarılı.
- Nail art olayında çizgi film karakterlerine yoğunlaşılmalı.
-Mickey'li ablamızın yaptığı gibi serçe parmağımızın tırnağı hunharca kesilmemeli, ona iyi davranılmalı :(


Oje'li post'ları bıkana kadar yapacağım. Öptüm.

30 Aralık 2011 Cuma

2011 OÇ: Seni Kalbime Gömdüm


  • 2011, Yılmaz Özdil'in 1 Ocak 2011 tarihli efsanevi köşe yazısı ile resmen başladı. Yazı adeta 2011'in ne kadar mükemmel geçeceğinin habercisiydi.

  • 2010 yılı boyunca tüm tartışma, evlenme, kayıp arama - bulma - kavuşturma programlarında 70 milyon olarak lanse edilen Türkiye nüfusu 2011'de 75 milyona çıktı. Birkaç programda 80 milyon iddiaları yapılsa da gerçeklik kazanamadı. 

  • 2 Ocak 2011'de yılın ilk sansürünü Vimeo yedi. Halk yine DNS'e abandı.

  • Sansür 2011'in olmazsa olmazıydı. Geçmiş yıllarda Türk Halkı'nın %93.2'si internet sansürünü Youtube sayesinde öğrenip çatır çatır DNS değiştirir olmuştu. 2011'in öğretisi ise Filtre oldu. İnternet filtrelenecek ve güvenli hale gelecekti. Filtre tarihi için 22 Ağustos 2011 tarihi belirlense de internet kullanıcılarının yurdun dört bir yanında dellenmesi sonucu filtre sistemi 22 Kasım 2011'de kullanıcıya ayrı, internete ayrı geçti. Hissettik.


  • 2011'de "Okuduğumuzu anladık mı?" kısmının en popüler kelimesi sehven olurken en az 15 Mayıs 2011 Sansüre Karşı Yürüyüş organizayonu kadar "devasa" olan bir diğer olay ise YGS 2011 şifreli cevap anahtarı oldu. Şifreli cevap anahtarı iddiasından sonra Türkiye 1 gecede modu medyanı çözdü. YGS öncesi mod-medyan olayını çözenler malı götürürken çözemeyenler ise ağzı açık bakındı.. Vay babam..

  • İnternet kullanıcısı sene içerisinde birçok kez sınandı. Bu sınanmaların ilki ve kanımca en ilgi çekeni Facebook'ta oluşturulan "Akp'ye İçiyoruz" etkinliğiydi. İktidar destekçisi sayfa sahibi epic bir trolling'e imza atıp +100 bin kişiyi topladığı etkinlik sayfasının adını "Seçimlerde Ak Parti'ye oy atmaya gidicem diyenler" olarak değiştirdi. Sonrasında olaylar gelişti..

  • 28 Şubat 2011'de ahanda yazdığım bu alan yasaklandı. Blogspot erişime engellendi. Devletin bana verdiğim bu doğumgünü hediyesini bu yazıda ayrıca belirtmek istedim.

  • 3 ayda 1 benzine zam geldi. "Arabası olmayanlara noluyosa yea benzin zammı hakkında ne konuşup duruyolar" diyenlerin %67,3'ünün iq'su tek basamaklı çıktı. İnternet sansürü ise benzin zamlarına paralel gibi bir şeydi. Siteler kapandı, açıldı.. Halk yine DNS'i çaktı. "DNS varken ne sansürü yae ben her yere girerim" diyenler yüzünden dakikada 4 peri öldü. Sonra yine benzine zam geldi. Sonra  da otobüs biletlerine zam geldi. "Arabası olmayanlara noluyosa yea benzin zammı hakkında ne konuşup duruyolar" diyenler benzine gelen zam sonrası neden otobüse / dolmuşa zam geldiğine anlam veremedi. 

  • Defne Joy Foster öldü. "Ölsem de kurtulsam" diyenler ölünce nasıl kurtulunamadığını gördü. Diriye saygı olmayan memleketimde ölüye saygı zaten yoktu. 

  •  Leopard 1 tanklarını geliştirme çalışmasında araştırma başmühendisi Necmettin Erbakan da 2011'de hayatını kaybedenler arasında yer aldı. Kendisinin siyasetine benim yaşım yetmiyor. Hal böyle olunca yıllar önce "kimdir nedir bu insan" derken okuduğum  "Leopard 1 tanklarını geliştirme çalışmasında araştırma başmühendisi" tanımını hiç unutmadım, buraya da yazayım istedim. Bu da böyle bir anımdı.

  • Apple Computer'in kurucu ortağı, ölümünden 5 hafta öncesine kadar yönetim kurulu başkanı (CEO) ve genel müdürü olan Steve Jobs, 5 Ekim 2011'de öldü. Ölümü sonrası "Stay hungry, stay foolish" olarak da bilinen o meşhur konuşması internet kullanıcılarının %36,7'si tarafından paylaşıldı. Steve Jobs'ı bilmeyenler de böylelikle onu öğrenmiş oldu. Kanımca ölümünü trajikleştiren şey, ölüm haberinin çoğu insan tarafından yaratıcısı olduğu cihazlar aracılığıyla öğrenilmesiydi. Hayat garip.

  • 2011'in kayıplarından bir diğeri Amy Winehouse oldu. O öldü, bütün dünya salyalarını akıta akıta otopsi raporunu bekledi. Amy Winehouse'un kanınada uyuşturucu bulunamayınca salyalar silindi. Twitter'da ölümü sonrası Amy Winehouse'un takipçi sayısı arttıkça arttı. Facebook'tan anladığım kadarıyla arkadaşlarımın %36.8'i ağır Amy Winehouse hastasıydı. Ne diyelim, başımız sağ olsun.

  • Andy Whitfield, nam-ı diğer Spartacus de 2011'in toprağa gömdükleri arasında yer aldı. Dişilerin %87.4'ü 'Spartacus'ün ölümüne kahroldu.



  • YGS 2011 şifreli cevap anahtarı skandalı sonrasında skandalın 2. dalgası basına dağıtılan kitapçıkla sınavda kullanılan kitapçık arasında 3 günlük bir zaman kayması olmasıydı. ÖSYM sıvamıştı.

  • Türk Basınının İbrahim Tatlıses'in vurulması ile adeta  internetle sınandı. İbrahim Tatlıses'in yoğun bakıma alındığı odanın yanındaki odada yattığını iddia eden Alişan Alişan isimli Twitter kullanıcısı, yazdığı kolpa tweet'lerle Türk basınının haber kaynağı oldu. Ne kaynağı ne kişiyi doğrulamadan danalar gibi haber yapan Türk Basını internetten sınıfta kaldın heyhat. Not: Birçok sanatçının da inanıp takibe aldığı, soru sorduğu bu kullanıcıya tek inanmayan Fulden Uras olmuş, "yoğun bakım'ın yan odası diye bir şey olmaz, kandırma milleti" tarzı tweetler yazmıştı. Bunu da atlamak istemedim.

  • Erol Köse Twitter hesabı edindi. Gerisini biliyorsunuz.

  • Arka Sıradakiler, Ezel ve hatta Kavak Yelleri bitti. 



  • Futbolda şike, ligin içine limon suyu sıktı. Soruşturmalar - iddianameler birbirini kovalarken birçok klüp çalışanı - yöneticisi kodesi boyladı. 


  • Deprem bize de uğradı. 23 Ekim 2011'de Van, depremi yaşadı. Konu o kadar sakat ki, nereden tutulursa elde kalacak bir duruma geldi. Bunun üzerine kitap yazılır, tek maddede özet geçilmesi mümkün değil. Ne yardımlar ulaştı, ne ulaşanlar dağıtıldı. Binaların öldürmediği insanları oradaki keşmekeş öldürdü. Yine çok öldük. 


  • Van Depremi sonrası, çok kısa bir sürede (yanılmıyorsam 3 günde) organize olan rock sanatçıları, Van İçin Rock adı altında konser verdi. 500 bin lira toplanan konserde Van'a okul yaptırılacağı söylendi. 2011'in bize sunduğu sayılı güzellikten birisi buydu. Okulu da merakla beklemekteyiz.

  • Wall Street eylemleri de bir başka kitap konusu. Ekonomik eşitsizliğin negatif tarafında olan kişiler (ki bunların oranı %99) daha başka düzenlerin mümkün olduğu gerekçesiyle birleşti. Düşünün ki bu eylemciler pembe saçlı kız portreleri, topuklu ayakkabı, Paris manzaraları ve makaron fotoğrafları geçidi olan Tumblr'da dahi kendilerine yer buldular. Hem dünya, hem Tumblr için ibretlik bu zamanlara 2011 yılında hep beraber şahit olduk.


Not: Son maddedeki %99 hariç, diğer bütün nispi ifadeleri ben uydurdum. Ayrıca 2012 akıllı olsun.

9 Aralık 2011 Cuma

Hepimiz Kardeşiz, Hepimizin Soyadı Photography: "Instagram"


I

Oğluna kız bakan annelerin, gelin adaylarını Facebook hesaplarından araştırdığını kabul ettiysek, artık elimize yüksek kalitede fotoğraf çekebilen bir cihaz geçince çılgınca fotoğraf çektiğimizi de kabul etmenin zamanı geldi de geçiyor diyorum, bilmem sen ne diyorsun? 

"Eskiden fotoğraflar hep bastırılıyordu, çekilen silinmiyordu artık öyle değil hep dijital bıdı bıdı"ya hiç girmiyorum dikkat ettiysen. Ama rahatız yani. Çek çekebildiğin kadar. Zaten sonra da çağımızın mottosu devreye giriyor: "I gotta share, I gotta share, I gotta share!"

Bilmeyenler için ufak bir açıklama yapayım; Instagram App Store'dan ücretsiz edinilebilen, iPhone ve iPad gibisinden cihazlarda çılgınca kullanılan bir app (uygulama). Uzun zamandır "Yakında Android de destekleyecek bu uygulamayı" denilse de o yakın zamanın bir türlü gelemediğini de bildirmek isterim. Instagram uygulamasıyla fotoğraf çekilip ya da halihazırda daha önceden çekmiş olduğunuz fotoğraflardan kullanıp, app'te bulunan filtreler yardımıyla da fotoğrafın renk / ışık gibi şeysileriyle oynayıp, sonra da fotoğrafın son halini paylaşıyorsunuz. Twitter'daki gibi Followers / Following şeklinde takip mekanizması olan bu app'te çekilen fotoğrafları beğenip (like) yorum yazılabiliyor. Çok like alan fotoğraflar ise "Popular Page"de sergileniyor. Yani gayet basit, pek numarası olmayan bir app bu aslında.

Filtreleri denemek kolay, karar vermesi zor oluyor ama. "O mu daha yakıştı, azıcık karanlık mı olsa?" derken sanki dünyanın en önemli kararını veriyormuş gibi hissetiyorum bazen dşlskşdlgk. Bazı filtrelerin de hikayeleri var aslında. Fazlaca like alan, takipçisi çokça olan bazı Instagram kullanıcıların isimleri, kullanıcının kullandığı renk, ışık vs göz önünde bulundurularak hazırlanan bazı filtrelere verilmiş, çeşitli güncellemelerle tüm kullanıcılara sunulmuş, biz de kullanıyoruz işte. 

Gelelim kullanıcı profillerine. Kim ne yapıyor, ne diyor? Bu post'un fesat içeriği şimdi başlıyor sdfkşdsşlfk :)


 
II                                                  III                                                  IV
Ustalık Dönemi Eserlerim şdlfkaşldgkaşdkf

Yemek
Varsa Bebek, yoksa Kedi - Köpek
Karı - Kız
Göl - Deniz
"40 yıl düşünsem aklıma fotoğrafını çekmek gelmez" denilenler ve/veya Kendimiz

Ahanda üstte yazdıklarımı Instagram'da en çok paylaşılan şeysiler. 

Yemek fotoğrafları ve sahipleri: Bazıları çok hain. Gece 3'te uykun kaçar, "Bi Instagram'ı kurcalayayım" dersin, pat önünde bir kebap foroğrafı. "O ne lan?" derken arkasından küüüüüüüt künefe. Kaçan uyku bir daha geri gelir mi? Gelmez. Sen olsan sen de gelmezsin. Tabi bunun dışında cupcake, pasta, kurabiye aklına ne geliyorsa ve gelmiyorsa Instagram'da karşına çıkabilir. Gece yüklemeyin bari deyyuslar :/

Bebek ve/veya Kedi-Köpek Sahipleri ve Eserleri: Şimdi çocuğun olmuş, ne bileyim dünyanın en şeker bebeği sana göre seninkisi (maalesef sana göre hafız), çekersin tabi fotoğrafları, yüklersin. İyi bir şey aslında, abartmadıkça. Bazı anne-babalar bu işte çok başarılılar, bebekleri de pek tatlı. Özellikle sevgili anneciğim sizin bebelerin fotoğraflarına bakmayı çok seviyor şdslfksşdlkşl  Bazı bebeklerin hakkını da vermeden geçmek istemiyorum ama işte o bebeklerin anne ve babaları, fotoğraflarla beraber öyle bir bebeği nasıl yaptığınızın ayrıntılarını da paylaşırsanız hani var mı bilmediğimiz bir sır acaba.. şdlsfsdşfsşl
Bizim de olsun ya ne var? 
Yine bazı kedi-köpek sahiplerini tenzih ediyorum ama çoğu işi çok abartıyor. Kedilerini hiç görmediğim halde burun şeklini, pati büyüklüğünü cartunu curtunu ezberlediklerim var yahu yeter rahat bırakın hayvancağızları dşlfksdşlfkşl Malzeme ettiniz iyice, uğraşmayın masumlarla gelirsem götünüzü keserim.

Karı - Kız Fotoğrafı like ediciler: Bak dikkat edersen bu başlık farklı. İnsan kendi hesabından istediği fotoğrafını yayımlar, burada hemfikiriz di mi? Bir de "like" etme olayı var ki, takipçilerin tarafından -misal- "gizemtokay likes 4 photos" şeklinde görülmekte. Twitter'da "Bana retweet'ini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim" olayı Instagram'da "Bana like ettiğin fotoğrafları söyle, sana kim olduğunu söyleyim"e dönüşüyor.  İtirazı olan? Evet, ben de öyle düşünmüştüm.
Takip ettiğim beyler hakkında şunu söylemeliyim ki sarışın kız caps'i 40 yılda bir like ediliyor. Genel olarak kumral kız capsleri revaçta. Kalça ve göğüsten çok ayak ve bacak caps'leri seviliyor. Ve bence beylerin çoğunun ayakkabı ve çorap zevki muhteşem. Tabi like ederken buna dikkat ediyorlar mı, rastgele mi oluyor bu iş, bilemiyorum ;)



V                                                   VI                                              VII
Şimdi reklamlar şdlfkaşldgkaşdkf

Ne diyorduk, karı-kız. Kalça ve göğüs çok az like ediliyor, ama vücudunun tümünü sergilemiş hanımların da fotoğraflarından like esirgenmiyor. Neyse ki yine ibret verici, diyet destekleyici çalışmalar oluyor bunlar :) 
Tabi ki topuklu ayakkabı her zaman kazanıyor. Ki bu fotoğrafları like edenler zincirine bazı bazı ben de katılıyorum. 
Hazır kış da geldi, çizmeler giyildi. Bu like edici güruha gün doğdu şdlfkaisdk. 

Son bir karşılaştırma ise piercing vs dövme. Dövme her zaman kazanıyor. Instagram kullanıcısı er kişi (en azından benim takip ettiklerim) dövme seviyorlar. Ha kendilerinde var mı, bilemiyorum ama dövmeli kızların dövmesine like, ehe evet, dövmedendir dövmeden ;) Piercing ise like edilen sarışın kız caps'i oranından bile düşük :/ 

Peki kadın kullanıcılar? Yine takip ettiklerim üzerinden atıp tutacağım. Çılgınlarca biscolata erkeği kıvamında erkek fotoğrafı bulup like eden pek az. Bu yüzden "Erkek fotoğrafı like ediciler" gibi bir başlık olmadı :(

Göl - Deniz hatta yüz bulsa bulduğu su birikintisini çekecek olanlar: Ki bu kullanıcı İstanbul'da yaşıyorsa haftada 1-2 kez Boğaz manzarası caps'leri feed'lerden düşmüyor ldşgksgk. Bence İstanbullu, akşam evine giderken şikayet ettiği köprü trafiği sonrası köprüyü fotoğraflayarak rahatlıyor. Valla bak, bi düşünün bunu. Velhasıl, su birikintisi seviciler iyi işler çıkarıyorlar. Eyyorlamam bu kadar.

"40 yıl düşünsem aklıma fotoğrafını çekmek gelmez" denilenler ve/veya Kendimiz: Şimdi aslında bu "40 yıl düşünsem aklıma gelmez"e örnekler vermek ister deli gönül ama, o da eksik kalsın dşlfksşdklg. Bazı kullanıcıların kafası bu konuda adeta bir makine   bkz: Her yerinden öpüyorum Rüştü
Bir de kullanıcı kendi fotoğrafını çekiyor işte. Arkadaşlarıyla olsun, solo olsun. "O kadar eğleniyoruz ki az sonra sıçabilirim" şeklinde fotoğraflara rastlamışlığım yok. O iş Facebook'ta kaldı, bence. 


Instagram kullanıcılarına ricalarımla post'u sonlandırmak istiyorum:

1 fotoğrafı 50 tane filtreyle 50 kez kullanıcının gözüne sokmayın. Mallık bu annem.
Kendi resminizi çekip koyuyorsunuz ne güzel de hayatım hep aynı açı hep aynı sağdan bakış. Antipatik bu annem. (Kızlar size diyom lan)
Eski fotoğraflarınızı silip yeniymiş gibi yüklüyor bazılarınız. 1 like için yapmayın etmeyin
Bi de biriniz bana Camera+'la Diptic hediye etsenize ya, kıyamıyorum 0.99 dolara :/ ühühü

Instagram yetkililerinden isteğim ise (eminim burayı okuyorlardır) gün içerisinde belirli bir sayıda fotoğraf yayımlayabilelim. Misal, 3'ten sonrası parayla olsun 0.99 dolar stayla. Böylece aylarca app'in yüzüne bakmayıp, sonra gelip arka arkaya 4094050345209 tane fotoğraf post edenlerin yularını tutmuş oluruz.



Sincerely, gizemtokay

19 Kasım 2011 Cumartesi

Ne Güzel Sürpriz Bu Böyle, Hoşgeldin: Christian Louboutin Spring / Summer 2012 Cruise

Christian Louboutin'in Fall / Winter 2011 modellerini eyyorlarken "Kahreden Koleksiyon" şeklinde başlık atmamın verdiği utancı tanımlamamın imkanı yok. Bir koleksiyonda her parça mükemmel olacak diye bir kural varmış gibi yazmışım da yazmışım. O zaman aylardan ağustos, ne bileyim havalar çok sıcak. Yapmışım bir eşeklik, hüzünç doluyum.

Christian Louboutin Spring / Summer 2012 Cruise'de kahreden parçalar tabî var, ama bu sefer sakinim. Efendi efendi eyyorlayacağım. Ayrıca yıllardır bu adamın yaptığı işleri didiklerim, oturup bir derleme yapmamışım insan gibi. Sen her sezon hazırlasana bir post. Hayır işin kötüsü Google bile derdime çare olmuyor. Misal, SS 2005 diyorum, bilinen birkaç Louboutin modeli ve SS 2005'ten birkaç model geliyor. Tabi şanslıysam. Daha gerilere gittiğimde zaten durum vahim. Hiçbir blogger mı uğraşmamış bu adamın modelleriyle, sadece bilinen parçalarını mı çevirip çevirip post'larına konu etmişler ne yapmışlar.. Ben o sezonlardan hiç bahsetmemiş olmaktan son derece pişmanım. Hazırsak başlıyorum;





Bir Louboutin klasiği olan Lady Peep, turkuaz satene bürünmüş, incik boncuk takıştırmış ve "Torero" adını almış. Çok da iyi etmiş. Şuna bak lan oşşş. 

Kendisinin topuğu 150 mm. Geriye kalan bütün ıvır zıvırı Lady Peep'in aynısı. 

Ama bak, çok hoş değil mi? Turkuazlar da çok mu yakışmış sana? HANİMİŞ sdklfslkdgs.







Bu sezon da Lady Peep'in ekmeğini bol bol yiyen Christian'cığım, bu sefer de pembe süet üzerine bir sürü yok aynalı boncuk yok simli sırma gibi ıvır zıvır dolamak suretiyle ahanda bunu elde etmiş.


Süsler fazla mı? -Evet. Güzelim ayakkabıyı folklor kıyafetine çevirmiş mi? -Valla öyle. Ama bu pabucun adını "Bollywood" koymuş, işi Hindistan'dı desendi Hint usulüydü diye kıvırmış. Hınzır.








Bunun adı "Mad Moi Top".


Kendisini beğendiğim için buralara taşıdım. Yoksa hakkında söyleyecek çok bir şeyim yok dsşlfksşdlfk.


Deli kızın çeyizi misali donatılan sezonda siyah deri pabuç görünce mal bulmuşa da dönmüş olabilirim.


Bilemiyorum Altan.










 Merhaba Lady Corset.
Çok güzelsin. 


Sana Kenan Doğulu ve birtakım yaylılar grubuyla sesleniyorum:


"Ben güzelden anlarımmm dıt dırıtı dırıt dırı dırı dırı dıt
dırı dırı dırı dırı dırııı dırı dırı

Dıt dırıt dırı dırı dırı
Dırı dırı dırı dırı dı dırığğğğ"









Kırmızı tabanın telif haklarını alan Christian Louboutin şu çivi / dikit "Spikes" olayının da telifini alsın her yerden çıkarttırsın allaşkına :(


Spikes olayına girdiği her modelini beğendiğim Louboutin, "Asteroid"te de kuralı bozmuyor ve takdirimi kazanıyordu. 


Canım.













 Hazır konu spikes'tan açılmışken Lady Max'ten de bahsetmek istiyorum.

Bu arada, üstteki modeller "Super High Heels" idiler. Tam rakam isterseniz 150-160 mm yüksekliğe sahip pabuçlardı. Şimdi eyyorladıklarım "High Heels" oluyorlar. 

Misal Lady Max 100 mm topuğa sahip. Platforma da elveda dedik. Sağlık olsun.

Lady Max bence Christian Louboutin Spring / Summer 2012'in en iddialı pabucu. Pabuç pabuç değil sırf DEKOLTE. Bir de spikes eklenince bu dekolteye, (uu beybi). Son söz: Bu ayakkabıyı giymek, yürek değil bilek gerektirir; Ayak bileği. İNCE.






            Metal Nodo                                        Pigalle Pollock                                      Sex


Aslında ben bu 3 pabucu tek tek eyyorlamak istemedim ve "amaan üçünü bir arada halledeyim" dedim. Ama bu görüntü çok hoşuma gitti. Bir daha böyle üçer beşer yan yana dizeyim iyisi mi.. Neyse.

Metal Nodo ve Sex, satışa ilk sunulan ayakkabılar özelliğini taşımaktalar. Fiyatları ise sırasıyla $ 1995 ve $ 1395. Topukları ise 120 mm. Sex isimli pabucun üzerinde hakkaten Sex yazıyor. S solda, X sağda, E 2'ye bölünmüş durumda. Ayakları birleştirince oluşuyor falan böyle alengirli.
Pigalle Pollock ise 100 mm yüksekliğinde bir pabuç.


Ben bunları niye ayırdım? Sivri burun Christian Louboutin'in işi değil de ondan. 
Bu 3 model fazla  "Manolo Blahnik".


Ya cidden bu 3'lü sıralama olayını çok sevdim. Hem bütün pabuçları koyarım çok şahane olur.
Telafi edeceğim söz.

Şimdi bu post'u baştan sonra yapardım ama internetim sıkıntılı. Personal hotspot / 3g stayla :(



19 Eylül 2011 Pazartesi

Bak Kardeşim Arşivi

Bak kardeşim.
Yaşım 24 ve 44 yaşında bir dul bayanla evlendim, kendisinin de bir kızı var 25 yaşında. Babam ise bu bahsetmiş olduğum kızı ile evlendi. Böylelikle babam, karımın kızı ile evlendiği için damadım olmuş oldu. Bunun üzerine kızım da üvey annem olmuş oldu babamla evlendiği için... Hanımımın ve benim geçen sene bir oğlumuz oldu. Oğlum hanımımın kızının erkek kardeşi oldu, aynı zamanda babamın da eniştesi.

Bir de üvey annemin erkek kardeşi olduğu için dayı oldu. Anlayacağınız benim oğlum benim dayım oldu. Babamın eşi sene sonunda dünyaya bir erkek çocuğu getirdi. O babamın oğlu olduğu için benimde erkek kardeşim ve de kızımın oğlu olduğu için de torunum. Yani ben torunumun erkek kardeşiyim.

Ayrıca bir annenin evladının babası eşi olduğuna göre ben de eşimin kızının babası ve de kızımın erkek çocuğunun erkek kardeşiyim. Kısacası kendimin büyükbabasıyım. bu kadar karışıklığa rağmen gecemi gündüzüme kattım seni takip ediyorum. Neden mi? Açtığın sikimsonik başlıklarla dünyamı siktin çünkü. Günde 2 saat uyuyor 22 saat seni izliyorum ve sen nasıl bi yaratıksın merak ediyorum amcamın oğlunun kızının eniştesinin arkadaşı ip adresini buldu bile. Ve elimde bir tane satır ile sizin eve doğru geliyorum, seni bulduğum zaman anan kumam olarak hayatına devam edecek! Senin de beynini dagıtacagım orospu çocuğu.

(sockinmycock, 01.09.2011 05:29)

Not: Eski sevgilimin yeni sevgilisinin, başka bir eski sevgilimle de yakın arkadaş olduğunu duyan @afrothecat ibnesi bana böyle bir şey yolladı. İbreti alem için ibret. Ey hayat.

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Kahreden Koleksiyon: Christian Louboutin Fall / Winter 2011

Daha önce yine kahrolarak yazdığım açık mektup fayda etmemiş olacak ki, Christian Louboutin kişisi yazdıklarımdan zerre kadar ders almamış dkgdiklgdsi. Ayıp valla ya, biz burada adamın tasarımlarına imrenelim, salyalarımıza hakim olamayalım, adam "terk eden ben olursam suçlu konumuna düşerim, en iyisi angut angut davranıp terk edilmeyi başarayım da sonra 'terk ettin bak ne hale düşürdün kızı' demesinler, başım ağrımasın" kafası yaşasın. Yazıklar olsun şdlkgidgkdi.
Güldüğüme bakmayın, sinirden gülüyorum. Yeminle.

Bugün, Sonbahar / Kış 2011 koleksiyonundan nadide örnekleri dilim döndüğünce tanıtacağım. Beraber üzüleceğiz. Hazırsak başlıyorum:





Koleksiyonun en masum parçası olarak sayılabilecek Lady Fur, ahanda solda gördüğünüz gibi. Koleksiyonda kürk opsesyonu söz konusu. Ayakkabıların sağına soluna artık neresi denk gelirse bir yerlerden illa kıl fışkırıyor çok lazımmış gibi. Louboutin'in akla gelen modellerini seven kesimin gözünü boyamak amaçlı tasarlanan Lady Fur, Lady Peep Sling'in 'sling' kısmından kürk fışkıranı.Yeni koleksiyondan bir ayakkabı almak isteyen ama koleksiyondan genel olarak memnun olmayan hanımların ağzına bir parmak bal çalmak amaçlı üretilen gereksiz model."Ne yaradanı kızdırayım ne kulunu küstüreyim" denmiş, ama yemezler.Meraklısına, Lady Fur 1395 $. Topuğu da 150 mm.






Yine gözünüzün ısırdığı üzere bu modelin de kürksüz olanı halihazırda mevcut. Lady Peep'e uygulanan durum, sağdaki modelde de söz konusu ama alaasen, hanginiz üstü kıllı kıllı bir ayakkabı giymek ister ya? İnce topuklu, zarif kere zarif ayakkabının içine nasıl ederimin görselli cevabı adeta Splash Fur. Sanki ölü yavru kedi var üstlerinde, töbe töbe rabbiyesir. Eyyorlamam bu kadar. Meraklısına, Splash Fur 1595 $. Topuğu 150 mm.








160 mm'lik topuğa sahip olan Puck, "uuu beybi güzel bir hareketlenme oldu bende" diyen bir burna sahip olmakla beraber tamamen kürkten oluşan bir model. Kürk kaplama yani. Diğer 2 modelde kürk parçaları kullanılmışken Puck'ta durum değişmiş, kürk cömertçe kullanılmış.

Şu güzelim pabuç, deri efendime söyleyeyim süet falan olsaydı mesela, nasıl salyalar akardı ama kendisine. Bizlere nasıl da "uuu beybi" dedirtirdi.

Şu an sadece öğk dedirtiyor. ÖĞK.

Not: Fiyatını bilmiyorum ama, 1500-2000 $ arası bir şeydir.






Şimdi düşünsene, bu ayakkabıya binlerce dolar verenler olacak.
Kürkün konumu "dam üstünde saksağan" tanımlayıcısı adeta. Neyse ki kürke kıla tüye boğulmamış bir model diyecekken bu sefer de guipure (güpür) mü desem dantel mi desem başka şeylere sardırmışlar.

Puck hariç üstte eyyorladığım modellerden kürkü yok et, pabuç adam olur da, Tootsie Booty'de tasarımcı iyice sıçışlarda, o kadar diyorum. Dantelle dalga geçen güruhun gitgide kalabalıklaştığı günümüzde Christian Louboutin bir ayakkabı tasarlasın, dantelli falan ve bu binlerce dolarlık modelin birçok hanım tarafından kapış kapış alınacağı gerçeğiyle de burun buruna olalım. Ey hayat!

Kendisinin de fiyatını bilmiyorum, 1500 $ diye kafadan atıyorum.
Attım.






Christian Loubotin'in "Blake" adında bir tasarımı vardır. Blake Lively için tasarlayıp, onun adını vererek hoş bir jest yapmışta mışta mış.

Şimdi, gelelim asıl meseleye. Soldaki modelin adı; "Alex".

Eğer bu Alex'in de Blake gibi bir hikayesi varsa, bu durum jest değil hakarettir yahu. TOYNAK anasını satayım, oha lan.
Çüş.

"Güzel ayakkabılar çirkin ayakları saklamak içindir" demişler ya, Alex de "benim içim dışım bir hacım" diyor adeta.

Ayrıca Christian Louboutin bildiğin @2'ymiş beyler.

Dağılalım.



Bakalım Kardashian familyası üyeleri bu modelleri de koleksiyonlarına katıp yine yeni modelleri ilk giyen ünvanını alacaklar mı?

Toynak Alex'i bari almayın ya şldkgikgiadsk.

Rezalet.


Christian Louboutin'e Not: Hocam aynen böyle devam ediyorsun ben parayı bulana kadar. Ben senin stratejini anladım.

Bisou Bisou ;)

1 Ağustos 2011 Pazartesi

2 Kişinin Bildiği Şifre, Şifre Değildir

Şifre nedir, neden kullanılır?
-Çünkü eşeğin asdasdasd şaka şaka.

Şifrenin kişiye özel olmaması, yani şifresini başkasıyla paylaşan maybaşlardan dolayı birçok enteresan olay yaşamışlığım var. Şifre verilen kişilerin çok büyük bir kısmını (hatta tamamına yakınını) sevgililer oluşturuyor. Ki bu olayı daha da trajikleştiriyor.

Düşünsene, bir dişi olarak çok müşkül durumdasın. Anması bile kötü farkındayım da, misal hamilesin. Tabi evli olmadığını varsayıyorum, beklenmedik bir bebek yani. Öğrendin durumu, aklın uçtu, eyvah dağına çıktın. İlk aklına gelen arkadaşına mesaj atmak oldu, ki böylesi sikko durumlarda yapılan ilk eylem bu olsa gerek. Ama o da ne? Şifre, arkadaşının sevgilisinde de var.
-Arkadaşından önce sevgilisi öğrenebilir.
-Arkadaşın mesajı silmezse, gecikmeli de olsa yine öğrenir.
-Dostun dostu vardır, olaylar gelişir.

Hadi bir erili düşün. Bir şey oldu, cart diye boşalıyorsun, mesela. Ya da ne bileyim, kuş ötmüyor ?! (töbe töbe bisssmi). Ne yaptıysan olmadı, sağ kol kas yaptı yine sonuç alamadın. Arkadaşına mesaj attın. Eyvah dağına çıkmıştın, unutma. Ama o da ne? Anladın sen onu.

Aylar önce sevgilisi bile olmayan birisine şifresini veren tanışımın hesabından bana bir mesaj geldi. Direkt mesaj / direkt ileti / özel mesaj diye bir şeyin ortaya çıkması malum. "Mesajda yazdığımız şeyi ulu orta da yazarız biz" diye dayılanmakla olmuyor bu iş. Neyse olmadı da, şifreyi kullanıp mesajı atan kişi, bana bir link atmıştı. Ayar veriyor bana aklı sıra da, hesap başkasına ait. Nasıl götüne güveniyorsa artık? Tabi o tanışım bana sordu, sana mesaj geldi mi benden falan fişmekan. "Önemli değil" deyip salladım, ama kinciyim bilinsin. Sikerler.

Aylar öncesinin kinini de kustuğuma göre, yakın geçmişe gelebiliriz.
Dün yine bir tanışıma "teşekkür" içerikli bir mesaj atıp cevap alamayınca, tabi ki peşine düştüm. "Sevgilim kıskanç, mesajını görmesin" dedi. Kendince haklı da, "sevgiliye şifre verme ve sonuçları" içerikli paragraf yukarıda hayatım. Eğer okursan hani.

Komikli bir "şifre" skandalıyla yazımın sonuna geliyorum.

Malum yaz okuluydu, ders geçmeceydi, ortalamaydı derken yine benimle aynı durumlardan muzdarip bir tanışımla msn üzerinden program yapıyoruz. "Şu dersi alsam, şunu yükseltmeye alsam, bunu şöyle geçsem var ya ööööf" gibi laflar birbirini kovalıyor. Offline geçirilen bir zaman sonrası, bir notumun açıklandığını görüyorum. Bakıyorum benim tanış da online ve diyalog aynen şöyle gelişiyor:

-----------------

gizembiç: hoyt

ibrahim: hoyt

gizembiç: termo quizinden 80 almışım.
gelecek vaadediyorum amk

ibrahim: yakışırrr sana da ibo yok

gizembiç: ibo da.. neyse

ibrahim: ben kardeşiyimmmm

gizembiç: abinin msn'ini kurcalama, bence.

ibrahim: yok ne kurcalamasıı
açık kalmışş sende yazdın
bakmak zorunda kaldım bende

gizembiç: bak hala yazıyorsun

ibrahim: sende yazıyosun

gizembiç: de ayrı.

ibrahim: onları düşünecek vaktim yok

gizembiç: vay anasını kaç yaşındasın sen?
neyse abine sorarım ben

ibrahim: 18
tamam sorr

-----------------

Hala yazıyorsun diyorum, adam "sen de yazıyorsun" diyor sdfghjk. Bir de TDK damarım tutuyor, "de ayrı" diyorum, beyimizin onları düşünecek vakti yokmuş.
Bak sen? Maybaş sdfghjkl.

Nihayetinden "gerçek" ibo geliyor. Msn otomatik olarak açılmış, ben de kardeşiyle muhatap olmuşum. Bundan sonrası da komik.

Aramızda geçen konuşmayı canlandırmış, hafif utanarak. "Dışarı çıkmıştın, ben de oturdum 2 dakika" gibi kıvırıcı laflar etmiş asdfghj. Belli abiden de korkuyoruz ama, yapacağımızdan geri de kalmıyoruz. "notunu söyledi, yaşımı sordu" gibi şeyler söyledikten sonra "yavşamadım valla, yarın öbür gün evimize gelir" gibi laflar ederek düşünceli olduğu mesajını da verip konuşmasını bitirmiş. "Yarın öbür gün evimize gelir" müthiş bir yönelim, genç arkadaşı buradan tebrik ediyorum :) Çakal seni.


O zaman sosyal mesaj gelsin:
Şifrenizi kendinize saklayın. Ananıza bacınıza sövdürmeyin.
Öptüm.