Mazi kalbimde yara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mazi kalbimde yara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2011 Pazartesi

2 Kişinin Bildiği Şifre, Şifre Değildir

Şifre nedir, neden kullanılır?
-Çünkü eşeğin asdasdasd şaka şaka.

Şifrenin kişiye özel olmaması, yani şifresini başkasıyla paylaşan maybaşlardan dolayı birçok enteresan olay yaşamışlığım var. Şifre verilen kişilerin çok büyük bir kısmını (hatta tamamına yakınını) sevgililer oluşturuyor. Ki bu olayı daha da trajikleştiriyor.

Düşünsene, bir dişi olarak çok müşkül durumdasın. Anması bile kötü farkındayım da, misal hamilesin. Tabi evli olmadığını varsayıyorum, beklenmedik bir bebek yani. Öğrendin durumu, aklın uçtu, eyvah dağına çıktın. İlk aklına gelen arkadaşına mesaj atmak oldu, ki böylesi sikko durumlarda yapılan ilk eylem bu olsa gerek. Ama o da ne? Şifre, arkadaşının sevgilisinde de var.
-Arkadaşından önce sevgilisi öğrenebilir.
-Arkadaşın mesajı silmezse, gecikmeli de olsa yine öğrenir.
-Dostun dostu vardır, olaylar gelişir.

Hadi bir erili düşün. Bir şey oldu, cart diye boşalıyorsun, mesela. Ya da ne bileyim, kuş ötmüyor ?! (töbe töbe bisssmi). Ne yaptıysan olmadı, sağ kol kas yaptı yine sonuç alamadın. Arkadaşına mesaj attın. Eyvah dağına çıkmıştın, unutma. Ama o da ne? Anladın sen onu.

Aylar önce sevgilisi bile olmayan birisine şifresini veren tanışımın hesabından bana bir mesaj geldi. Direkt mesaj / direkt ileti / özel mesaj diye bir şeyin ortaya çıkması malum. "Mesajda yazdığımız şeyi ulu orta da yazarız biz" diye dayılanmakla olmuyor bu iş. Neyse olmadı da, şifreyi kullanıp mesajı atan kişi, bana bir link atmıştı. Ayar veriyor bana aklı sıra da, hesap başkasına ait. Nasıl götüne güveniyorsa artık? Tabi o tanışım bana sordu, sana mesaj geldi mi benden falan fişmekan. "Önemli değil" deyip salladım, ama kinciyim bilinsin. Sikerler.

Aylar öncesinin kinini de kustuğuma göre, yakın geçmişe gelebiliriz.
Dün yine bir tanışıma "teşekkür" içerikli bir mesaj atıp cevap alamayınca, tabi ki peşine düştüm. "Sevgilim kıskanç, mesajını görmesin" dedi. Kendince haklı da, "sevgiliye şifre verme ve sonuçları" içerikli paragraf yukarıda hayatım. Eğer okursan hani.

Komikli bir "şifre" skandalıyla yazımın sonuna geliyorum.

Malum yaz okuluydu, ders geçmeceydi, ortalamaydı derken yine benimle aynı durumlardan muzdarip bir tanışımla msn üzerinden program yapıyoruz. "Şu dersi alsam, şunu yükseltmeye alsam, bunu şöyle geçsem var ya ööööf" gibi laflar birbirini kovalıyor. Offline geçirilen bir zaman sonrası, bir notumun açıklandığını görüyorum. Bakıyorum benim tanış da online ve diyalog aynen şöyle gelişiyor:

-----------------

gizembiç: hoyt

ibrahim: hoyt

gizembiç: termo quizinden 80 almışım.
gelecek vaadediyorum amk

ibrahim: yakışırrr sana da ibo yok

gizembiç: ibo da.. neyse

ibrahim: ben kardeşiyimmmm

gizembiç: abinin msn'ini kurcalama, bence.

ibrahim: yok ne kurcalamasıı
açık kalmışş sende yazdın
bakmak zorunda kaldım bende

gizembiç: bak hala yazıyorsun

ibrahim: sende yazıyosun

gizembiç: de ayrı.

ibrahim: onları düşünecek vaktim yok

gizembiç: vay anasını kaç yaşındasın sen?
neyse abine sorarım ben

ibrahim: 18
tamam sorr

-----------------

Hala yazıyorsun diyorum, adam "sen de yazıyorsun" diyor sdfghjk. Bir de TDK damarım tutuyor, "de ayrı" diyorum, beyimizin onları düşünecek vakti yokmuş.
Bak sen? Maybaş sdfghjkl.

Nihayetinden "gerçek" ibo geliyor. Msn otomatik olarak açılmış, ben de kardeşiyle muhatap olmuşum. Bundan sonrası da komik.

Aramızda geçen konuşmayı canlandırmış, hafif utanarak. "Dışarı çıkmıştın, ben de oturdum 2 dakika" gibi kıvırıcı laflar etmiş asdfghj. Belli abiden de korkuyoruz ama, yapacağımızdan geri de kalmıyoruz. "notunu söyledi, yaşımı sordu" gibi şeyler söyledikten sonra "yavşamadım valla, yarın öbür gün evimize gelir" gibi laflar ederek düşünceli olduğu mesajını da verip konuşmasını bitirmiş. "Yarın öbür gün evimize gelir" müthiş bir yönelim, genç arkadaşı buradan tebrik ediyorum :) Çakal seni.


O zaman sosyal mesaj gelsin:
Şifrenizi kendinize saklayın. Ananıza bacınıza sövdürmeyin.
Öptüm.

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Biri Bizi Gözetliyor

Sosyal ağlardaki hesaplarımızın günden güne bizi ele geçirdiği, ne zaman nerede kiminle ne yaptığımızı bazen bilerek, bazen ise hiiiç farkında olmayarak etrafa kendi yazılarımızla duyurduğumuz şu günlerde, artık herkes birbirini gözetliyor falan dememi beklemiyorsunuz herhalde asdasdasd. KABUL ET İNANIR GİBİ OLDUN AMA.

Biri Bizi Gözetliyor, bildiğin BBG. Hani Doğa Bey vardı, sunucusu. Dişi sunucu da Öykü Serter'di. İlk BBG'den bahsediyorum bu arada. Sene 2001. 10 sene geçmiş, ömürler geçiyor azizim..

Etrafımdaki herkes BBG izleyicisiydi, istisnasız. Ben de dahil. Bütün gün BBG konuşulurdu. Nasıl bir çevreyse artık bendeki... Gerçi sonradan internetten birkaç yazı okuyunca milletin de bizden farklı olamdığını görüp rahatlamışlığım var ki, asıl trajik olan, ahanda budur.

BBG'den aklımda kalanları yazarak bu mânâ dolu, sosyal mesaj içerikli, eğitici öğretici yazıma son vereceğim izninizle:

  • Yarışmacılardan Tayfun isimli zat diskalifiye olmuş, evdeki eşyalara zarar vermesi de diskalifiye oluşunun nedenlerinden birisi olarak sayılmıştı. "Bu zarar veriş de kameralarımıza şöyle yansıdı" diyen dış ses sonrası Tayfun'un önceki gece saçma bir eğlenceden kalan balonları, evdeki kameralara doğru attığını göstermişlerdi. Ne zararmış anasını satayım, yediniz çocuğun hakkını deyyuslar.

  • Tayfun elenince Demircan diye bir zat gelmiş, geldiği gibi babasının adının Demiray, kardeşinin adının ise Demirhan olduğunu açıklayarak bizleri büyük bir dertten kurtarmış, sonrasında da moonwalk yapmıştı!?

  • Başlarda hiç fark edilmediği halde, sonlara doğru atak yaparak Sarı Pijamalı 02 Melih'e rakip olan 11 Eray, "5 paket tuvalet kağıdını ne yapıcaz 3 tane alalım yeter" diyerek taharet bezine selam yollamıştı. Nasıl şeyse 10 yıl olmuş, unutmamışım.

  • BBG 1 ve BBG 2 elemanlarını toplayıp "Orada Neler Oluyor" aka ONO diye kabız bir program yapmışlardı, tatildeydi güya bunlar. Ne kavgalar ne dövüşler aman tanrısı asdasd. Peki amaç ne? "BBG 1'de 11 Eray'ı onca ağlattık sızlattık reyting uğruna, adama bir araba bir şey verelim de vebali üzerimize kalmasın" düşüncesi. Vermişlerdi de.

  • Öykü Serter, canlı yayında arkasında bulunan Göcek'in sularına gömüşmüştü aaay aaay aaay diye asdasd. Malum ONO evi tatil eviydi, bu da böyle bir anımdı.

  • Tabi ki ONO evinde de diskalifiye durumu olmuştu. Ama durum bu sefer atılan şey balon değil, yumruktu. Yapımcılar level atlamışlardı reyting için. Vay efendim.

  • Yarışmadan sonra Eray'la yapılan röportajda bugüne kadar ne kadar kitap okuduysa hepsini liste halinde tuttuğunu söylemiş ve bu listeyi göstermişti. İbretlik bir paylaşımdı.

  • Sinan isimli yarımacı, Burcu Güneş'in "selvi boylum geçiyor bak" gibi sözlere sahip bir klibinde oynamıştı. Travmalıktı.

  • BBG Tarık'ı unuttum sandınız di mi asdfgh? Albüm bile edinmişti. BBG evi ayrı ONO evi ayrı "of deli gönül" isim şarkısının yankılanmadığı mekan kalmamıştı. Bugün en iyi ihtimalle yazlık bir barda falan çıkıyordur herhalde.

  • BBG galibi Melih, Okan Bayülgen'in sorduğu "Evde hiç mastürbasyon yaptın mı?"ya tabi ki cevap verememişti. Ne günlerdi ama asdfg.

Az önce alakasız bir muhabbet sonrası anımsadığımız BBG / ONO programlarının blogumda da bir parça yerinin olmasını istedim, oldu.









4 Nisan 2010 Pazar

Eski "Ekşi"ye , Eski "Ekşi"cilere

"Hayata tersinden bakabilen herkesin....." buluştuğu yer derdim eskiden sözlük için. Evet belki bir zamanlar öyleydi ama 2004 yılı eylül ayı itibariyle pek de öyle değil. Evet, ilk başta da hayata düz bakanlar vardı sözlükte, bilhassa siyasi konularda hakim görüş devletin çizdiği çerçevede düşünmekten yana idi, ama epey bir "sisteme tersinden bakabilen" yazar da vardı. Ama sözlük kalabalıklaştıkça, popüler oldukça bu tarz yazarlar iyice azalır oldu, genel kanaat devletçi / muhafazakar / ayrımcı / söven bir çizgiye kaydı. Böyle olması gayetle normal, zira sözlük kalabalıklaştıkça Türkiye ortalamasına yaklaşacak matematik olarak.. Türkiye ortalamasi değimiz şey de malum, iktidardaki ve muhalefetteki partiye bakarsak rahatlıkla anlarız. Burada "kalabalıklaştı, kötü oldu" edebiyati yapacak değilim, yapanlar var yeterince. Benim dediğim tek şey, sözlük'ün artık "sistem-dışı" ya da "sistem-kenarı" özelliğini kaybettiği. yani "sen de artık herkes gibisin".. Bu düzeltmeyi yapmak istedim sadece kendi adıma...


-nd