5 Haziran 2011 Pazar

Piercing Vol.1 "Hem De Dilli"

Piercing'li bir post hazırlayayım, capsli falan olsun dedim, mamafih ademoğlu sınır tanımamış çeşit olayında. Hiçbirisi görmediğim türden piercingler değil ama, bir araya toplayınca çok fazla oldu, kategori yaptım ben de asdfasdf. Vol.1 Dil'e kısmetmiş, keyifli okumalar :)




Dil piercing'i denilince akla gelen ilk model, ahanda bu modeldir.
Dil bir aparatla tutulur, dilin uzunluğuna bağlı olarak da delme işlemini gerçekleştiren kişi, deleceği yeri belirler. Delik dümdüz değil, açılı yani verevdir. Delimde piercing'in çubuğu yani barı biraz uzun tutulur, zira dil şişecektir. 1-2 haftaya alışır, 1-2 aya da unutursunuz.
Ama bilmiyordunuz ki az sonra ne modeller, ne piercing'ler
göreceksiniz asdfghjk





Üstteki piercing'le aynı model bir 'delim'.
Ablamız " follow the pink rabbit" diyor
KIPS ;)










Bunu koymazsam çatlardım asdfasdf
Oh Hello Kitty!










Surface piercing'e girdiğini tahmin ediyorum bu deliş şeklinin (hadi be asdfasdf)
sizleri bilemem ama ben beğendim :)



Surface:Yüzey






Bu hanımkızımız da üstteki hanımkızımızdan farklı olarak piercing'i "boyuna" taktırmış. Sana puanım 9 kanka.









Bu hanımkızımız da 3'lü olayına girişmiş asdfasdf
An itinbariyle fark ettim ki dil piercing'i konulu fotoğraflar hep dişilere ait. Üşenmedim, aradım taradım ama erkekli fotoğraf çok az, ciddiyim. Bu sefer kızlı post olsun artık, nabalım.








Dilin ucuna uygulanmış, oklu moklu, dolanbaçlı kıvrımlı, estetik, munis bir model.
Yüzsüz gibi bunu da beğendim asdfasdf







"Bir kar tanesi ol, kon dilimin ucunağğğğğğ" asdfasdf
Vallahi bravo, çok enteresan bir fikir.
Enteresan olmasına enteresan da, yani "kopabilitesi" o kadar yüksek ki. Yani Allah muhafaza.
Neyse, dil kendini en hızlı onaran organ olduğuna göre, sakıncalı bir durum olmaz herhalde, di mi?





Piercing her ne kadar dile değil de, dilin altındaki et parçasına -oha- uygulanmış olsa da, bu başlık altında yer bulsun istedim.
Ama benim asıl ilgimi çeken bu sağlıklı dişler oldu.
Beyazlığı photoshop sayesinde olabilir ama, gayet düzgün ve sağlıklı ne bileyim. Düzgün dişe zaafım var Hoze Mariyano.

15 Mayıs 2011 Pazar

15 Mayıs 2011 Sansüre Karşı Yürüyüş // Eskişehir




---Alıntıdır---


22 Şubat 2011′de yayınlanan ve 22 Ağustos 2011′de yürürlüğe girmesi planlanan ‘İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı‘ başlıklı plan dahilinde Türkiye’deki BÜTÜN kullanıcıların kendi seçtiği bir internet paketi üstünden internete bağlanması planlanıyor.

TÜRKÇESİ: Aynen Çin’de olduğu gibi ulusal bir sansür yazılımı arkasında olacağız. Dışında kalma şansımız olmayacak ve TİB’in engellediği sitelere giriş de mümkün olmayacak.

DİKKAT: Mevcut durumun devam edeceği ‘standart paket’ zaten şu an TİB’in sansürlediği on binlerce siteyi içeriyor. Yani mevcut durumun devamı, sansürün devamı demek oluyor. İçeriği, kapsamı ve detayları henüz belli olmayan paketler şöyle:

  • Aile paketi (Sansürlü ve sansürlenmese de kara listede olan sitelerin engelli olduğu paket)

  • Çocuk paketi (Sadece Kurum tarafından çocuklar için onaylanan sitelere girilebilen paket)

  • Yurtiçi paketi (sadece Türkiye’deki sitelere bağlanılabilecek. Belki de devletin asıl istediği budur? İNTERNET TÜRK OLSUN!)

  • Standart paket (ŞİMDİLİK herhangi bir kısıtlama içermeyen seçenek AMA sansürlü siteler yine engelli)


Hiçbir seçim yapmayan standart pakete dahil olacak ki unutmayalım; BU DA BİR PAKET. Yarın yeni bir düzenlemeyle pekala bu da aile paketi statüsüne getirilebilir.
Bu konuda yürütmeyi durdurma istemiyle Danıştay’a başvuruldu. Sonuç bekleniyor.


---Alıntıdır---

Yukarıda da okuduğunuz bu saçmalıklar silsilesi yüzünden yurt genelinde oluşturulan
"İnternetime Dokunma"
etkinliğinin Eskişehir ayağından birkaç fotoğrafı göreceksiniz.
"eee hiç haberlerde de görmedik, neden toplaşıp toplaşıp durdunuz ki?"
diyecekler için de yukarıdaki alıntıyı yaptım.
Hem zaten bunu diyenler de haklı, haberler bu olaya pek ilgi göstermedi.
Kader, kısmet, şans ve bunun gibi bir takım şeyler.




"Pornoma dokunma senin de giderin var"
yazan pankart, en sevdiklerim arasına girdi.
Fotoğraftakilere de selam ederim.





Rahat rahat fotoğraflayabilelim diye defalarca bu pozisyona girmiş arkadaş
ve çok "ince" düşüncesi.
Çok beğenildi çok.





Sarışın olmak suç mu panpa?
tarafımca pek sevilmiş bir pankarttı.
Bu fotoğrafı çekebilmek için göğüs göğüse mücadele verdim,
insanlara çarpa çarpa, kalabalığı yara yara geçtim ve görevimi yerine getirdim asdfghjk.
Baykuş Reis'e de selam ederim.

c {o,o} c
c |)__) c
c -”-”- c




Buraya "Bir İstanbul Masalı" yazdığımı düşünsene (üç nokta)



Velhasıl
Eskişehir, Adalar Migros önünde hali hazırla olan festivali göz önünde bulundurmayıp yer olarak burasının seçilmesi yeterince enteresandı. Saat 14:00'te orada tango yapan bir çift vardı mesela, "sabote mi ediliyoruz lan" gibi yorumlar gırla gitti.

Yaklaşık 300 kişi vardı, zaten çok da kısa sürdü. Hiç yoktan iyidir mi desem bilemiyorum.
Bu da böyle bir anımdı.

Umarım bir daha sansür yüzünden toplaşılmaz, kalabalık bir yürüyüş isteyen şahsım da 1 Mayıs'ta İstanbul'a gelirim mesela, geçinir gideriz.

Hükümet, akıllı olsun akıllı.

Not: Baştaki alıntı için; via mserdark

11 Mayıs 2011 Çarşamba

"Ne, Oje Mi?" Vol.3 ~ Hem De Ayaklı

Bu benim nasıl aklımdan çıkmış, nasıl unutmuşum, bilemiyorum. Ufak bir hatırlatmayla kendime geldim. "Ne, Oje Mi?" serisine bu sefer ayaklı bir post hazırladım. Keyifli okumalar asdasdf.

---




Fransız manikürü yapılmış bu fotoğraf favorim olup sona saklanma ihtiyacı duyulmamıştır. Munis ve sadedir. Daha ne olsundur?







Tabi ki oje konulu post'ta ayakkabılar ön plana çıksın istemem, ama artık idare edivereceksiniz. Yine bir Fransız manikürü ile karşı karşıyayız. Bu sefer üsttekinden farklı olarak tırnağın ucundaki beyaz şerit daha belirgin ve tırnağın zemini de ojeli. Diğerinde ise zemin ojesizdi, belki çok çok açık bir tonda oje mevcut, ya da parlatıcı. Her neyse ikisi de gayet başarılı. Çok cicililer.








Çok çok güzel bir yeşil. Sürülmesi de çok başarılı.
Benim derdim ayak üzerindeki dövme.
Gerçek mi değil mi bilmiyorum, ama ayak üzerine kesinlikle bu kadar büyük bir dövme yaptırılmamalı. Yazıklı.
Daha da yazıklısı, az sonra asdasdasd





Kırmızı oje zaten kafadan +10 puan yazdırır haneye ama ablacım o ayaklardaki dövmeler ne öyle? Allahın aşkına bunu güzel bulan insanın güzellik anlayışına tüküreyim adefersin. Güzel pedikür, kırmızı ojeler, peki o desenler yakıştı mı? Halı mısın sen? Bu ne hal?
ÖF.









Ayakkabıların öne çıkması gibi bir amacım yok, artık idare edivereceksiniz diye baştan söylemiştim. İdare ediverin artık :) Siyah ojeyi çok sevdiğim için bir örnek bulunsun istedim, fotoğrafın tek amacı bu asdfadf.
Şimdi ayakkabılar da güzelmiş hani :)




Bu ablanın amacını çok anlayamadığımı belirterek eyyorlamama başlamak istiyorum. Zira baş parmağın dışındaki parmaklara oje sadece uca sürülmüş, french gibi, ama baş parmak tamamen ojeli. Ayakkabıyla ojenin renk uyumu yüzünden posta girmeye hak kazanan bir fotoğrafı incelediniz. Ablanın tırnakları uzayınca ojelerin bu duruma geldiği gerçeğini HİÇ düşünmek istemiyor, Ayakkabılar da enfesmiş demeden geçemiyorum :)








Kırmızı ojeli, düzgün pedikürlü, sağlıklı ayaklar.
Böyle sade şeyler hep sevilir. Bunu söylüyorum zira az sonra desen desen ojelenmiş ayak tırnakları göreceğiz.
Sonra "kırmızı ojeli, düzgün pedikürlü bu ayak ne güzelmiş aslında" diyeceğiz. Sevgiler.







Bu postta "yaz gelse de çimsek" alt metnin barındıran fotoğraf da bu olsun. Söz konusu ayak tırnakları olunca kırmızı renge torpilimin olduğu da gözlerden kaçmadı di mi? Kırmızı güzel ya.
Sürelim. Fakat kırmızı ojeye de takılıp diğer renklere bok atmayalım. Rica ediyorum.








Ne demiştim? Ayak tırnağında desen.
Yersen.
Yani, elde bazı bazı güzel olsa da, ayakta çok çok çok zor bu iş.
Bak üstteki kırmızı ojeli ayaklara, sonra bu uğur böcekliye bak.
Çok kötü diyemem ama, iyi de değil yani.
Ne gerek var arada kalmaya? Onca uğraşıyorsun pedikür için.





El - Ayak bir örnek yapmış ablamız. Karpuz deseni.
Bu fotoğrafın alt metni ise "Beterin beteri var, az önce gördüğün uğur böcekli desene şükredecektin arkadaşım".
Tabi uğraşılmış yapılmış falan ama, ı ıh.
Olmamış ablacım, otur sıfır.









Mesela, bu da desen.
Ama dikkat etmek lazım, gözü tırmalayan bir desen değil.
Bunların hazırları da var, çok sıkılıyorsan oturup kendin de yapabilirsin. Siyah zemine renkli leopar desenleri gibi bir şey.
Posttaki desenlerin en başarılısıdır kanımca.
Ayakkabının topuğu da azcık daha ince olsa var ya, öf.





Sevgili okuyucu
Ben bu renk ojeyi çok seviyorum. O kadar seviyorum ki, yiyeceğimin üstüne döküp yemeye çalışabilirim. Garanti veremiyorum. Bu turkuaz ojeye Claire's , Tiffany & Co. gibisinden yerlerde bulabileceğinize inanıyorum. Ayakkabıları beğenmemekte haklısınız çünkü çok kötüler be. Ojelere yazık ablacım :(







Bundan sonrası biraz kötü, üzgünüm :(
Şimdi oje sürüyorsun, ayağının üstüne dövme yaptırıyorsun / yazı yazıyorsun ya da her neyse, sonuçta bir uğraş veriyorsun, ama tırnaklarını yamuk kesiyorsun?
Bu normal değil be ablacım, hem de hiç.
Acil şifalar diliyorum.



Yine bir yamuk yumuk tırnak kesme vak'ası.
Yine güzel, yeşil yeşil oje ve hain sahibi.
Ve pembesine sahip olduğum yeşilli Etnies.
Nolur üzülme güzel Etnies pabuç, gizembiç seni seviyor :(
Sen de tırnaklarını düzgün kesmeyi öğren. Tamam sakinim.









Açık pembe "eh işte" yorumunu hak eden bir ojeye geldik.
Abla epey uğraşmış kalpler, yüzükler. Kıyamadım, bir çeşit olsun dedim, koydum buralara.
Fotoğraf çekmek için bile olsa bu yüzüktü kalpti böyle antin kuntin şeyleri sevmeyenlerdenim.
Ha bi de kızın pediküründen çok cildi güzel, bence.






Geldik son fotoğrafa.
Bu tondaki turuncuya da bayılırım. Pembemsi turuncu asdfasdf.
Yine "yaz gelse de çimsek" alt metnini hunharca işliyorum izninizle. Plaj, deniz, kum, güneş. Özlediğimiz şeyler tabi.
Abla da bronzlaşmış, çimmiş, güneşlenmiş.
Darısı başımıza ne diyeyim.

24 Nisan 2011 Pazar

İnternetlerde Dişi Olmak

  • Format atabiliyorsan mükemmelsindir. Atamıyorsan sana yardım etmek isteyecek mini çakal boldur, seni bulurlar.
  • Küfür edersen, "yollu"sundur. Etmezsen kasıyorsundur.
  • Özet geçersin, "işine geldiği tarafını anlatıyor" olur. Geçmezsen de "kafa ütüledi" olur.
  • Gerektiği kadarını anlatır, gerektiği kadar materyal sunarsın, gizleniyor olursun. Bloguna oraya buraya tüm hayatını dökersin "her boku yazıyo bu da yaee"cıların hedefi olursun.
  • Sorulan bir şeyi cevaplarken (misal) blogunu referans gösterirsin, "iyi ki bir blogun var yaee" olur. Aradığın şeyin tamamı orada var gir bak, 50 sefer anlattırma dersin, laf sokmayı bırak tüm galaksiyi soksan etkilenmez. Aynı kişi/kişiler "yaee ben blog takip edemiyorum, yazdıklarının linkini yollayacaksın ki bihaber olmayalım" derler, ya sabır çekersin.
  • "Ne zaman gelsem buradasın"cılar hiçbir zaman "demek sen de geliyorsun ki, benim burada olduğumu görüyorsun"u bir türlü idrak edemezler. Sen onlara göre tüm gün bilgisayarın başında mal gibi oturuyorsundur. Sınav / iş vs. yoğunluğundan (misal) 1 hafta internetten uzaklaşırsın, bu andavallar seni mumu bırak spotlarla ararlar. Geldiğinde "nerdeydin, neden gittin, bıdı bıdı" hiç bitmez. "Bana kızdın da mı gittin?"e bile rastladım. O kim oluyorsa artık beni internetlerden koparacak falan....
  • Kimine göre kapalı kutu olursun, ulaşılmazları oynuyor olursun. Hı hı dersin. Nasıl ulaşılmaz biriysen artık bu kişiler sana her mecradan sana mesaj atabilir, mesaj yetmez mail atabilir, hatta 1 mail yetmez 2-3 mail atabilir, inbox'ların içine sıçabilir. Ama sen hala ulaşılmaz bir superstar'sındır. o yeea.


Hı hı dersin etkili olmaz
Evet dersin hiç olmaz
Hayır dersin "Bence hayır demek istememiştir" sinyali falan veririsin allahmıhafaza

"Bunlar babadan oğula nesil herhalde anasını siktimin orospu çocukları tühh orospu çocukları babadan oğula nesil herhalde bunlar çok özür dilerim anasını siktimin orospu çocukları yani bunlar babadan oğula nesil herhalde bunlar hala değişmemiş" der, Doğuş'u daha sık anarsın

Allem edersin olmaz
Kallem edersin olmaz



Kısacası internette dişi olmak, zordur.




Huyu Da Güzel Kendi De Güzel Munis Tatlı Prenses Süreyya'nız Gizem
Blogspotlar, 2011




10 Nisan 2011 Pazar

"Ne, Oje Mi?" Vol.2 ~ Şimdi Reklamlar

Oje etiketinin hakkını vereceğim, emin olun beyler & leydiler.
"Ne, Oje Mi?" başlıklı postların Vol.2 olanı başlıkta da gördüğünüz üzere reklam konulu.
Bakınız efendim, el kızı neler yapmış:



Chanel gibi bir markanın bu tip bir reklam politikası güdeceği olasılığı düşük kere düşük. Ha diyelim böyle bir şey yaptı, ellerin sahibi hanım alelade bir hanım olmaz.
Bu elin sahibi de belli ki kendi kendine gelin güvey olaylarına girişmiş, Chanel çıkartmasıyla kendisini reklam panosuna çevirmiş. Fonda da Victoria's Secret baskılı bir karton çanta.
Peki bu durum Chanel'in umurunda mı? Cevâb malum...




Eh be insan, bu tırnaklar ne böyle?
Bunu görünce Chanel'in logosunu çizen hanım daha bir munis gelmeye başladı çok ciddiyim.
Mcdonald's nereden aklına geldi, neden bununla uğraştı acaba sorularını kendime sormadım değil, sordum. Sonra vazgeçtim, küçük mütevazi hayatıma geri döndüm.
Söyleyeceklerim bu kadar.




Wonder Woman Mac'in makyaj serisi, 2011 Bahar zamanları.
Seride oje de mevcut, bu şekilde tırnaklar süslenerek reklam yapılmasında da gariplik yok.
Benim yine aklıma takılan, bunu yapan arkadaşın neden böyle bir şey yaptığı. İlla bir şey çizeceksen çiçek çiz, böcek çiz ne bileyim.
Marka logosunu çizmen niye ey fani?



Yine bir yeme - içme mevzu bahis. Bu sefer logo sahibi M&M'S.
Fikir kötü değil, dekoru da çok güzel yapmış yapan buna denecek bir şey yok. Ama işte yine aynı soru, neden bir logoyu tırnağına çizersin? Bu nasıl bir istektir, nasıl bir tatmindir. Bilemedim ki. ama tekrarlıyorum, dekora çok özenmiş yapan, işçilik güzel :)





Bu ablamız da Apple freak midir nedir, iPod dekoru yapmış tırnağına. Logo olayını aşmış, "elma" dekoru yapmak fikri de pek orijinal değil zaten, madam haklı. Sorarım size leydiler, hanginizin aklına böyle bir dekor yapmak gelirdi? Abla yapmış, bir de fotoğraflamış. Dekorun hem kötü hem de saçma olmasını bir kenara bırakırsak "emeğe saygı" diyerek teraziyi tıklayalım sdfghjkl.



En kötüsünü en sona sakladım ki, bunu görüp diğerlerine bakmadan kapatmayın diye sdfghjkl. İlköğretim çağında Barbie takıntısı olan mini mini kız evlatlarımız, genç kız olduklarında da Hello Kitty takıntılı varlıklara dönüşüyorlar. Hello Kitty tü kaka demiyorum, al giy tak takıştır da bu bu nedir bu? Dekor için kullanılabilecek her şeyi de kullanmış, leopar deseni yapmış, simler yapıştırmış. Ablaya yalnız kitty yetmemiş. Klinik vak'a. Tez zamanda şifasını bulur umarım sdfghjkl.




Not: Arada bir devam edeceğim ojeli eyyorlamalara.
Ayakları da işin içine katacağım, formspring'te fantezilerinizi kusmayın rica ediyorum.

2 Nisan 2011 Cumartesi

"Ne, Oje Mi?" Vol.1

`` ~ Fr. "augée" kapçık içinde tutulan şey, müstahzarat, tırnak cilası < Fr. "auge" kap, çanak << Lat alveus kap, çanak ``

Ojenin etimolojisini araştırdığımda tek bulabildiğim açıklama, üstteki cümle olduğundan "ver capsleri gönüller coşsun" olayına hiç vakit kaybetmeden girişiyorum.



Oje denildiğinde akla "kırmızı, bordo, fransız manikürü" üçlemesinin geliyor olması beni ziyadesiyle üzmekte. Bu üzüntünün etkisiyle çeşitli tonlarda yeşil renk ojelerle başladım. Markası da açıkça görülüyor, almak isteyenlere de kolaylık olur. Yeşilin tonunu da tırnak şekli de güzel. Yuvarlak / oval tırnak sevmiyorum ben, baştan belirteyim de sorun çıkmasın sonra. Bu yeşilin tonu açık olduğundan, oje tırnağa sürüldüğünde şişede durduğu gibi durmayacak, bir kat daha sürülmeyi isteyecektir. Açık tonlardaki bu tip ojeleri 3 kat sürdüğümü bilirim. Yersen.





"Kırmızı, bordo, fransız manikürü" dedim ama Chanel 505'i unuttum sanmayın, az sonra karşınızda olacak :) Chanel 505 "Chanel rengi oje" yaftası yapışmış olan oje işte, yazıklı. Neyse bu yeşil tonu "mint" olarak geçmekte, ojenin markası ise "China Glaze". Gayat güzel bir renk, sürülesi bir renk. Canımsın China Glaze mint.





Tırnakta desen sevemeyenlerdenim. Ama bu minik noktalar beni rahatsız etmedi. Artık kivi düşünülerek mi yapılmış, yapıldıktan sonra kiviye mi benzetilmiş, yoksa "nasıl olsa kiviye benzedi, elime de bir kivi alayım inceden ayıplı bir şeylere selam edeyim" mi denmiş bilemiyorum. Bildiğim tek şey, fesat birisi olduğum.






Yeşil ojeden sonra gelsin maviler.
Bu mavi tonuna boyumca kefilim. Çok sevdim, bayıldım. Küt tırnak sevdiğimi zaten belirtmiştim, burada da bir sorun yok.
Mavi ojeleri sevelim. H&M mavisi ile ilgili söyleceklerim bu kadar.






"Yeşili anımsatan mavi" tonlarındaki bu ojenin China Glaze mint gibi bir havası var. Mavi, ama bir önceki mavi gibi "patlayan" bir tonda değil. Uçuk derler ya, işte o hesap. Başka markaların da bu tonlarda ojeleri mevcut, Chanel ekonomiyi kasar, (gizembiç acı söyledi).





"Hey seksi leydi
O nasıl bir mavi?
Pembe kurdeleler olmayaydı
Aslında daha bi iyiydi."
Tırnağın tüm yüzeyinde kullanılan mavinin tonu yüzünden şiir yazdım, daha ne diyebilirim ki? Ama o pembe kurdeleler? :(






Mat ojeleri hep sevmişimdir.
O.P.I.'nin bu mat pembesi gayet güzel. Mat ojeler deforme olmamasın diye ojenin üzerine tırnak cilası sürülemediğinden biraz kısa ömürlüdür. Neyse o kadar kusur kadı kızında da olur. Mat tırnak cilası (?) diye bir şey var mı acaba?






Desen çok abartılı olmadıkça bana pek batmıyor sanırım. Pembe leopar deseni beni rahatsız etmeyince bende bir kabul mekanizması oluşmuş da olabilir. Bilemedim şimdi. Zemin ve desende kullanılan tonların ikisi de gayet güzel. Oje markası "So Laque". Fakat bu tonda pembe, hemen hemen her markada vardır yani, bilginize :)






Pembe ojelerin "uçuk" tonu için seçtiğim oje de bu olsun.
Diğer pembeler gibi parlak, göz alıcı değil ama gayet hoş. Kıyafetle uyumsuzluk sorunu da çıkarmaz kanımca. Gerçi bu kıyafete göre oje seçmek olayına da kılım ya, neyse. Başka zaman anlatırım bunu :)
Bu ojenin markası da O.P.I. , meraklısına.






Ele bir dizi inci dolayarak estetik gösterme çabası ne yazık ki fos.
Neyse ki tırnak şekli estetik açıdan fotoğrafı kurtarmış. Sarı renk oje sakattır. Açık bir tonda olsa tek kat sürüldüğünde tırnağı sararmış gibi gösterme olasılığı epey yüksek. Zaten çok da tercih edilen bir renk değil. Bu incili elde kullanılmış olan sarı tonu tarafımca geçer not aldı. O desenleri de görmezden geliyoruz artık, alıştık nasılsa sdfghjkl.








Yok yok ben küçük noktalı desenleri seviyorum galiba.
Sarı rengin bu tonu da gayet hoş, ama beyaz beneklerle hoş X hoş. Bu iki sarı tondan başka da hoşuma giden ton yok. Benek canını senin ^_^





Daha bir sürü var, onlar da artık 2. bölüme.


20 Mart 2011 Pazar

Stada Rakı Şişesi Sokabilen Taraftar

Adam öldürmeye teşebbüs etmiş taraftardır.

Ayıptır, günahtır beyler. O şişe bildiğin adam öldürür. Hadi malız, beş paralık zevk için 700 lira verip bilet alıyoruz, eyvallah da hangi halet-i ruhiye içerisindeyiz ki bir adamın kafasına şişe atıyoruz he?

Taksim Meydanı'nda Leeds United taraftarlarını bıçaklayanlar kahraman mı oldu? Kaçının adını hatırlıyoruz? Peki ya Mühendis Oktay'ı katledenler? Bir tribüne isimleri mi verildi? Volkan Demirel yaralansa idi, o şişeyi atana tapacak mıydı sarı-kırmızı renklerin sevdalıları? Gerçekten merak ediyorum.

Lafa gelince Metin Oktay ruhu, Baba Hakkı duruşu, Can Bartu beyefendiliği. Bi siktirip gidin lütfen. Bu mu lan sevda, bu mu geçmişe ve o geçmişin bıraktığına duyulan saygı? Hayatta daha önemli şeylerin olduğunu ne zaman hatırlayacağız acaba, çok merak ediyorum.

O şişe çarpsaydı ve Volkan Demirel sakatlansa, kafatası çatlasa-kırılsa ya da ölse... Kim ne kazanacaktı abi? Ve bir insanın canını alabilecek kadar büyük bir şey mi taraftarlık? Beyler, cidden çok merak ediyorum..



(vela, 19.03.2011 00:50)

18 Mart 2011 Cuma

Bornozlar Çöpe

Kaba saba görünümüne aldırış edilmeden, her yaştan insanı bünyesine hapseden, "Bornoz keyfi" tanımının peydah olmasına sebep eşya. Giysilerin "ugg"ı.

Giyildiğinde kimisini Jedi, kimisini büyücü, kimisini boksör, kimisini süper kahraman hissiyatıyla donatan saçma gereç. Evet, saçma.

Bakın abimize, çıtırlığı bırakmış, kıtırlık döneminde, saç-baş gayet doğal, "uzaklara bakarmış gibi şeyaparsın" konseptli fotoğrafıyla gayet hoş. Arkada okyanus (belki de deniz, bilemedim) manzarası, sanki akşamüstü suları. Ama o da ne? Beyaz bir "aba" abimizin üzerinde. Kaba saba, göğüs bölgesinde garip bir potluk, ve eminim ayak bileklerine kadar uzanan boyda, korkunç bir giysi. Bornoz. Böyle hantal. Yakışıksız. Genç, efendime söyleyeyim toy bir ademoğlu bu hantal şeyi giyme hatasına düşse, "gençlikte olur böyle şeyler" der, geçeriz. Ama bu tablo karşısında bu cümleyi kurabiliyor muyuz? Yazılar olsun. Öğrenmenin yaşı yok, genç arkadaşlarımız sana yardım etsinler diyor ve "Banyo Havlusu" kullanma başarısını gösteren ademoğullarıyla yazıma devam ediyorum:




Bakınız, "uzaklara bakarmış gibi şeyaparsın" konseptiyle poz vermiş abimizden nispeten daha genç fakat vücut (en azından omuz bölgesinden eminim) bakımından pek de "uzaklara bakarmış gibi şeyapan" abimizden farkı olmayan bir ademoğlu.

Israrla belirtmek istiyorum, göğüs kası, karın kası bakımından ne eksik ne fazla, gayet kıvamında. Bu detay atlanmasın. Sonra da "tabi o şöyle kaslı, böyle seksili, onu övmeyeceksin de beni mi öveceksin" gibi laflar edilmesin.

Evet, bu abimiz tercihini "Banyo Havlusu"ndan yana kullanmış. Hatta o da uzaklara bakarmış gibi şeyapmış. Kendisini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.





Sanırım "uzaklara bakarmış gibi şeyaparsın" konseptinin sonu yok. Ama olsun, biz bu konsepti benimseyenleri de böyle kabul ettik.
Banyo havlusu tercih eden diğer abimize nazaran bu abimiz biraz daha spor yapıp kas "almış". Göğüsleri bana biraz büyük geldi ama olsun. Dedim ya, böyle kabul ettik.
Abimiz henüz havlusunu yenice takmaya hazırlanıyormuş ki flashlar patlamış. Bir seksilik, bir bıyık altından gülümsemeler falan. Neyse, kendisini de tebrik ediyor, başarılarının daim olmasını diliyorum.




Peki ya hanımlar?
Eril okuyuculara için DEV HİZMET. Bakın, hemcinslerimi de eyyorluyorum.
3 hanımı barındıran fotoğraf "I love You Beth Cooper" isimli 2009 yapımı filmden. Bornoz yerine banyo havlusu tercih edip adeta ortalığı kasıp kavurmuşlar. Adeta strapless elbise gibi görünüyor üzerlerindeki havlular. Nerede bornoz kabalığı, nerede bu munis görüntü?




Bir bornoz vak'ası daha.

Hayır ben ne diyeyim, ne yazayım bilemedim ki.
Saç-baş gayet doğal, yüz deseniz munis. O kaba saba yakalı, antipatik şey hiç olmuş mu?

Dikkat ettiyseniz hanım kızımıza bir şey söylemiyorum, zira o da ekmeğinin peşinde. Bir havlu firmasının sitesinden arakladım bu fotoğrafı, kız da model yani. Bir de saçma bir işaret basmışlar kızın çenesinin altına, iyice kıl oldum.

Neyse, demem o ki dişi olun erkek olun, görüldüğü üzere bornoz yine bornoz.

Bakın bir sonraki fotoğrafta banyo havlusu unsuru nasıl işlenmiş?
[Seksili]






Umarım hala "bornoz iyidir yaae" diye diretmiyorsunuzdur.
Şimdi fonda deniz (ya da okyanus, ya da ne bileyim) zaten bornoz tipi havlular plajda çok tercih edilmiyor diyebilirsiniz, ama burada vurgulamaya çalıştığım şey, havlunun munisliği.

Bakınız, hanım kızımız da gayet başarılı bir biçimde ürünü taşıyor. Saç baş deseniz, yine doğal. Rüzgala savrulmuş. Ten bronz. Daha ne olsun? Giydir bu ablaya az önceki beyaz bornozu. Ne oldu? Bi' irkildin di mi? Çakal seni...

Bu fotoğrafı google'dan buldum. Sahilde ve sanki çıplak gibi olan bu kız, ayıplı filmden arak bir fotoğraf ise bilgim dışı olduğunu belirtmek isterim.

İnternetim kötü, yoksa sizler için neler neler araştrırım, biliyorsunuz. Ayıplı film ne ki :)





Gelin el ele verelim, sonra da elimizi vicdanımıza koyalım. Son olarak da bornozun sadece bebelere yakıştığını kabul edelim. Yetişkin bireyler olarak bornoza veda edelim, banyo havlusunu tercih edelim. Hem taşıması da kolay, yolculuklarda misal. Hobi olarak arada yine giyelim, ama olayı da abartmayalım. Banyo havlusundan şaşmayalım. Esen kalalım :)